soyer

“ANİMASYON FİLM AFİŞLERİNDE DUYGUSAL ZEKA KULLANIMI: GÖRSEL VE METİNSEL ÖĞELER ARACILIĞIYLA YARATILAN BEĞENİLER”

In Bildiriler on 11 Kas 2009 at 00:09

  

1. GİRİŞ

Günümüzde medyanın kültürel ve sosyal boyutuyla izleyicileri/okuyucuları etkilediği birçok araştırmacı tarafından kabul edilir durumdadır (Chiricos, Eschholz&Gertz, 1997). Geniş kitlelere ulaşmayı başarabilen medyanın kullandığı içerikler bu kitleleri maniple edici şekildedir.

Kitlelerin içinde yer alan çocuk bireyler de söz konusu içerikler doğrultusunda yönlendirilmekte ve bir yandan ideolojik ardalanlarıyla bir yandan da tüketici bireylerin yetiştirilmesinde biçimlendirilmektedirler. Araştırmalarda, çocuk bireylerin özellikle televizyon ve sinemada yer alan şiddete yönelik mesajlardan gerek görsel gerekse de kahramanların konuşma dillerine ilişkin olarak etkilendiklerini ve özdeşim kurdukları ortaya konulmaktadır (Kara, 2007; Batur, 1998). Bu nedenle medya mesajlarının çocuğun benlik gelişimini inşa eden rolü önemlidir.

Çocuğun kendi kişiliği, onun diğerlerini nasıl algıladığı ve diğerlerinin onu nasıl gördüğü ile ilişkili olarak şekillenirken, medyanın mesajları ve görüntülerinin de bu inşa sürecinde etkili olduğu anlaşılmaktadır. Toplumsallaşma süreci ve bireysel kimliğin gelişimi, biçimlenmesi ve ötekilerin görüşleri doğrultusunda sosyal gerçeklik deneyimleri medya mesajları ile birleşerek, çocuğu biçimlendirmektedir (Einstock, 1984).

2. BİLİNÇ, EMPATİ-ÖZDEŞİM VE ÇOCUK BİREY

Çocuk bireyin sinema afişleriyle karşılaştığı noktada işleyen zihinsel süreci önemlidir. Bu süreçte, bilinç ve bilinçdışı kavramlarının etkili olduğu görülmektedir. Bilinç ve bilinçdışı birbiri ile iç içe geçmiş ve karmaşık bir sistemdir. Bilinçten çok daha önce oluştuğu kabul edilen bilinçdışı, çocuğun bilinçsel bakışını düzenleyen ve etkileyen bir yapıdır. Bir anlamda bilinçdışı, bilincin bakış açısını oluşturmaktadır. Bilinçdışı bebeklik döneminde yaşamın algısının geliştirildiği, yaşama ait deneyimlerin, ses, doku, görüntü vb. temel bilgilerin edinildiği alandır. Rüyaların ve düş kurma süreçlerinin de bilinçdışı oluşumdan etkilendiği kabul görmektedir. Bu nedenle, çocuğun bilinçdışı oluşumları ailenin, okulun ve medyanın verdikleri mesajlar doğrultusunda önemli derecede şekillendirici bir güce sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Bilinç ise, ben duygusunun oluştuğu noktadadır. Bilinçdışından alınan her türlü mesaj, öncelikle “ben” ile karşılaşır ve karmaşık bir sistem içinde kabul görür. Bilincin, bilinçaltına attığı ya da kimi mesajları bilinçdışına taşıdığı da anlaşılmaktadır.

Bilinç ile bilinçdışı kavramları üzerine birçok araştırma yapmış ve analitik psikolojinin kurucusu olan Jung (1994; Aktaran: Uysal&Demir, 2007: 445), bilinç ile bilinçdışını bir adaya benzeterek şöyle tanımlar;

“Bir ada düşünelim, adanın suyun yüzünde görülen bölümüne yeryüzüne oturan tabanı ise ortak bilinçdışı olsun. Bilincin ortasında “ben” oturur. Bilincin öznesidir. Bilinç ruh içeriğinin ben ile ilişkisini sürdüren işlev ya da eylemdir. Dış ve iç dünyamızdaki bütün yaşantılarımız algılanabilmeleri için “ben”den geçmek zorundadırlar. Bilincimiz, aynı anda birçok şeyi bir arada tutamaz. Kişisel bilinçdışımız bir hazne gibidir. İçeriğine her zaman başvurulabilir, gerekince de bilinç yüzüne çıkartılabilir. Kişisel bilinçdışı demek ki, unutulmuş, bastırılmış, bilinçdışı tarafından algılanan, düşünülen ve duyulan her nesneyi kapsar”

Bilinç, çocuğun kendine ait deneyimlerine, yaşantılarına, çevre koşullarına, öteki olarak gördüğü kişilere vb. dünyaya ilişkin farkındalığı ve kendinin farkında olma noktasında var olur. Benlik oluşumu, çocuğun duyguları, algıları, bilgi ve kavrayış düzeyine göre farklılık gösterecektir. Bilinç kişisel bir deneyimdir ancak interaksiyon ile boyut kazanacaktır. Yani bilincin oluşmasındaki dış etkenler ile kurduğu geribildirimli etkileşim, birey bilincinin de şekillenmesine neden olacaktır. Bilinç, benlik bilincinin de önemsenmesine yardımcı olur. Bir bireyin benlik bilinci, onun kendisiyle ilgili algılamalarını, tutum ve düşüncelerini içermektedir. Çocuk birey, benlik bilinci sayesinde kendisini de tanımlamaya başlamaktadır. Böylelikle farkındalık ve farkında olma gerçekleşeceğinden oluşan benlik bilinci de “ben ve ötekiler” üzerinden tam anlamıyla kazanılmış olacaktır. Bu nedenledir ki, özellikle medyadan gelen mesajlar doğrultusunda, çocuk bireyin benlik bilinci her defasında yani interaksiyon öncesi ve sonrası bir değişim gösterecektir. Araştırmacılar bu duruma yansıtıcı (reflective) bilinç demektedirler. Birincil bilinç ise, daha basit ve daha çok duyularıma yönelik uyaranların farkındalığı ile oluşmaktadır. Erken dönem çocuklukta afiş izlenimleri sırasında öncelikle birincil bilincin etkili olduğu, çocuğun daha sonraki yaşlarında ise yansıtmalı bilinç ile ilişkili olarak afişlerdeki göstergeleri “ben veya benim temsilimin yanındaki ötekiler olarak” okumalar yaptıkları söylenebilmektedir.

Benlik kavramı çeşitli biçimlerde ölçülebilmektedir. Benlik değeri (kendilik) sıklıkla başvurulan ölçütlerden biridir. Kendimizi değerli bulmamız benlik değerimizin yüksek olduğu anlamında yorumlanmaktadır. Benlik değeri bir kişilik özelliği olarak değerlendirilebilir. Benlik gelişimi, ait olma, kontrol ve sevgi konusunda kendi duygularını ve davranış kişisel sosyal gruplarda yer almak, kısmen farkındalığı arttırmak, doğruyu söylemek ve kendi sorumluluğunu ve seçimini anlamak gibi duygusal süreçleri de beraberinde taşımaktadır. Üç temel gereksinim olan ait olma, kontrol ve sevgiye ilişkin kişisel ve toplumsal gereksinimleri aşağıdaki gibi tablolaştırılmaktadır (Ertürk, 2007: 455).

 Temel ihtiyaç

Altta yatan hissetme araçları

Sosyal etkileşim
 Ait olma Değerlilik, anlamlılık, önemlilik Yer alma, yükse, düşük grup katkısı, gruplarda güçlü bağlar
 Kontrol Sorumluluk, yeterlilik, güven, zeka İlişkinin gücü, rekabet, kişilik türü
 Sevgi Kabul, sevilebilirlik, hoşlanabilirlik

Yüzeysel mesafeli ilişki, kabul aşaması, tamamen kişisel güven taşıyan ilişkiler

Bu tablonun ışığında, çocuk bireyin sinema afişlerinde, ait olma ihtiyacını özellikle gruplarla kurdukları güçlü/zayıf bağlar üzerinden değerlendirmeye gidecekleri görülmektedir. Çocuk bireyin bu noktada özdeşim ve empati denilen kavramlarla karşılaştığı söylenebilir. Özdeşim ve empati kavramları birbiriyle sıklıkla karıştırılmaktadır. Birbirine çok yakın ama aynı olmayan kavramlardır.

Özdeşim kavramı, psikanalitik teoriden sosyal öğrenme teorilerine kadar çok çeşitli psikolojik yaklaşımlarda önemli bir yere sahiptir. Kavramın birbirinden farklı çeşitli tanımları bulunmakla birlikte, esasta bir model alma söz konusudur. Özdeşleşme, çocuğun, belirli bir modelin basit tepkilerinden ziyade davranış tarzını, özel bir koşullanma veya öğrenme olmaksızın kendiliğinden taklit ederek kendine örnek alması sürecidir. Özdeşleşme mekanizmaları, sadece çocuğun etrafındaki birtakım modelleri pasifçe alması şeklinde ve tek yönlü olarak işlemez; çocuğun çevresi de onu kendi değer sistemlerine ve kültürel konumlarına göre belirli bir modelle özdeşleştirmeye çalışır; ona bir isim verilir, belirli imgeler ve sembollerle özdeşleştirilir, sosyal olarak bir yere konumlanır, bazı hallerde birtakım lakaplar verilir; kişisel yetenekleri, erdemleri, becerileri, zevkleri konusunda değerlendirilir.(Bilgin, 1994: 235)

Empati ise, diğer insanların gerçekliğini, nasıl algıladıkları ve yorumladıklarını, bu gerçekliğe ilişkin kendi görüşlerinden vazgeçmeksizin anlama yetisi olarak da tanımlanmaktadır (Mutlu, 1994: 50).

Empati bir anlamda kişilerarası iletişim becerileri sırasında önemli hale gelmekte ve kişinin karşısındaki yerine de onun bakış açısıyla düşünebilme, doğru biçimde iletişim kurabilmektedir. Ancak her iki kavramda da “model alma” ya da “modelin yerine düşünebilme” sezinin geliştirilmesi söz konusu olduğundan, çocuk birey için özellikle medya karakterleri ile karşılaştıkları, onların mesajlarına açık oldukları bir dönemi içerecektir.

Empati sırasında karşıdaki karakterin ses tonu, jest ve mimik, yüz ifadesi vb. beden diline ait sözsüz ifadeleri okuyabilmek ve ne hissettiğini anlamak son derece önemli iken, özdeşim de ise, beden diline ait ifadelerin model alınması söz konusudur. Araştırmalar, duygusal mesajların özellikle sözsüz mesajlar aracılığıyla (beden dili kullanımları vb) alındığını ortaya koymaktadır. Böylelikle, mesajların gülme, ağlama, kızgınlık, sıkıntı, kurnazlık vb. duygularını tanımak, anlamak ve yorumlamaktan geçen bir süreci olacaktır.

Hoffman çocuk bireyde empatinin dört gelişim aşaması içinde gerçekleştiğini ortaya koymaktadır (Bee, 1995).

Aşama 1: Globat empati; ilk yılda gözlemlenir.

Aşama 2: Egosantrik empati; 12 ila 18 ay civarında çocuk kendi benliğinden haberdar olduğunda başlamaktadır.

Aşama 3: Diğerlerinin duygularına karşı duyulan empati; 2 veya 3 yaş civarında başlar ve ilkokul boyunca devam eder.

Aşama 4: Diğerlerinin yaşam koşullarına duyulan empati; son çocukluk veya ergenlik döneminde bazı çocuklar diğerlerinin duygularına ilişkin çok genel bir düşünce geliştirirler ve sadece o anki duruma değil de diğerlerinin genel durumuna ve ya kötü durumuna tepki vermektedirler.

Sinema filmlerine ait afişlerde metinselliğin yanı sara göstergelerin de gerek fotoğraf gerek grafik gerekse de illüstrasyonlar kullanılarak gerçekleştirildiği bilinmektedir. Bu göstergelerin belli mesajları açık yada örtülü(gizli) olarak sundukları kabul edilmekte ve afişlerde kullanılan kelimelere, resimlere ve karakterlerin beden dillerini nasıl kullanıldığının önemi üzerinde durulmaktadır. Levie (1987, Aktaran: Anglin G, Vaez H.,& Cunnigham,K.L, 2004: 865) araştırmalarında bu mesajların 4 aşama ile anlaşıldığını belirtmektedir.

Aşama 1: Resmin algılanışı

Aşama 2: Resmin hafızaya alınışı

Aşama 3: Öğrenme ve biliş (idrak)

Aşama 4: Resimden etkilenme

Çocuk birey için üçüncü ve dördüncü aşamalar sürecinde özdeşimin ve empatinin kurulması, afiş üzerinde sunulan beden diline ait göstergelerin, çocuk bireyin deneyimleriyle ve söz konusu beden diline ait verileri nasıl tanımladığına, yorumladığına ilişkin bilgilerle örtüşmesine bağlı olacaktır.

Resim algısı üzerine temel bilimsel yaklaşımlar üzerinde durulmaktadır. Özellikle James J. Gibson’ın “benzerlik (resemblance theory) teorisi” ve Gombrich’in “oluşturmacılık (constructivist theory) teorisi” ile belirtilmektedir. Ancak Margaret Hagen, Rudolph Arnheim’ın Gestalt yaklaşımı, julian Hochberg, John M.Kennedy’in de yaklaşımları bulunmaktadır. Göstergebilimsel alanda ise iki yaklaşım vardır. Bunlar James Knowlton’un ikonik işaret ve Nelson Goodman’ın semboller sistemi üzerinedir. (Anglin G, Vaez H.,& Cunnigham,K.L, 2004: 865-879). Dolayısıyla afiş üzerinde gülümseyen karakterlerin kullanımı genel olarak film hakkında komediye dayalı, kızgın bakışlı karakterler ise şiddet, zorluk, kavga vb. içerikli bir film olduğuna dair izlenimler yaratacaktır.

3. MEDYADA DUYGUSAL ZEKA KULLANIMI

Araştırmalar çocukların basit duygusal yüz ifadelerini tanımalarının okul öncesi ve okul yıllarında geliştiğini ortaya koymaktadır. (Sayıl, 2001). Araştırma sonuçlarına göre 4 yaşından itibaren çocuklar davranışların nedenlerini, insanların ne hissettiklerini ve bir sorun çözmenin birden fazla yolu olduğunu öğrenebilmektedirler. Okul öncesi döneme kadar çocuklar, duygu ve duygusal ifadeye ilişkin birçok şeyi öğrenmişlerdir. Okul öncesi dönem çocukları, diğerlerinin ifade ettiği olumsuz duyguları çok iyi olmasa da olumlu duyguları kolayca anlayabilirler (Sroufe ve ark. 1996). Çocukların konuşmalarını inceleyen uzmanlar iki yaşında çocukların diğerlerinin duyguları hakkında olduğu kadar kendi duyguları hakkında da konuştuklarını bulmuşlardır. Yapılan araştırmalar hangi yüz ifadesinin hangi duyguya ait olduğunu ayırt edebildiklerini belirlemişlerdir (Gosselin, Werren ve Diotte, 2002).

Çocukların özellikle zihinsel ve duygusal gelişimlerinin ilk 6 yıl içinde geliştiği kapasitesinin belirlendiği bilinmektedir. Bu bağlamda çocukluk deneyimleri tüm yaşantımıza belirleyici bir etki yapmaktadır. “..duygusal zekanın temelinde, çocukken evde ve okulda öğrendiğimiz duygusal derslerin duygu devrelerini şekillendirerek bizi daha yeterli ya da yetersiz kılması yatar (Goleman, 2005: 12). Duygu devrelerinin şekillenmesi çocuğun karşılaştığı nesne, olay, olgular üzerindendir. Bir anlamda yaşam deneyimleri gerekir.

Salovey ve Mayer duygusal zeka tanımını 5 başlıkta toplamaktadırlar (Tuğrul, 1999: 15; Aktaran: Özarslan, 2007: 173-174).

  1. Duyguların farkında olma: Belirli bir durumda ya da anda ne hissettiğinin farkına varabilmek duygusal zekanın temelidir. İçgörü kazanabilmek ve kendini anlayabilmek için duyguların her an farkında olmak çok önemli bir gerekliliktir.
  2. Duygularla başa çıkabilmek: Farkına varılan duygularla uygun biçimde başa çıkabilmek duygusal zekanın temel özelliklerinden bir diğeridir. Kendini yatıştırma, yoğun endişelerden, karamsarlıktan, alınganlıklardan kurtulma yeteneği gibi yetenekleri kapsar.
  3. Kendini motive etmek: İnsanın kendini motive edebilmesi için öncelikle duygularını bir amaç etrafında toplayabilmesi gerekir. Duygusal özdenetim yani doyumu erteleyebilme ve fevri davranışları engelleyebilme her başarının altında yatan çok önemli bir özelliktir.
  4. Başkalarının duygularını fark etmek: Başkalarının duygularını fark edebilmek ya da başka bir deyişle empati kurabilmek, duygusal zekanın vazgeçilmez özelliklerinden bir diğeridir.
  5. İlişkileri yürütebilmek: Duygusal zekanın bir diğer özelliği de diğer insanlarla olan ilişkileri yürütebilmektir. Bu beceriler popüler olmanın, liderliğin, kişilerarası etkililiğin altında yatan unsurlardır.

Çocuk bireylerde duyguları anlamanın tanımlanmış üç öğesi vardır (Astrida&Russ, 1999). Bunlar; a. Çocukların kişisel duygu deneyimlerini hatırlayıp tarif edebilme becerileri, b. Çocukların kendi hissettikleri duyguları tanımlayabilme becerileri, c. Çocukların başkalarının duygularını tanımlayabilme becerileridir.

Medya çalışmaları, bireylerin medya karakterleri ile özdeşimi, arkadaşlık, benzeşim, cazibe, karakterleri beğenme, karakterleri hayal etme vb. gibi duygularla kurdurduklarını belirtmektedirler. Örneğin Liebes ve Katz (1990) karaktere karşı 3 tip etkinin varlığını tartışmaktadırlar. Bunlar, beğeni, benzerlik ve model almaktır. Medya karakterleri genellikle radyodaki sunucular, sporcular, çizgi film karakterleri, hayali karakterler, yarışmacılar vb. olarak beğenilmekte, benzerlikler kurulmakta ve model alınmaktadır. Karakterlerin özellikleri medya metinlerine bağlı olarak şekillenirler.

Çocuk bireyler beden dili üzerinden gülme, kızgınlık, şaşkınlık, üzülme, umutsuzluk, şaka, iyilik, kötülük vb. duyguları belli göstergeleri anlamlandırarak tanımlayabilmektedirler.

 Messenger (MSN) ifadeleri olarak bilinen yüz ifadelerinden de rahatça tanımlanabileceği gibi, gülmek-ağız/dişler/dudaklar, kızgınlık-kaş/göz, ağlama-kaş/göz/gözyaşı, mutsuzluk-kaş/göz/ağız, kurnazlık-kaş/göz vb. olarak belli yüz ifadelerinin kullanımıyla meydana gelmektedir. Dolayısıyla duygular sinema afişlerinde karakterlerin izleyici ile buluştuğu noktada kullanılmakta ve mesajın iletilmesi aşamasında önemli bir role sahip olmaktadır. Afiş tasarımlarında duygusal zekayı harekete geçirecek beden diline ait söz konusu ifade biçimleri izleyici için, filmin içeriğine dair ipuçları oluşturacaktır. Böylelikle filmin gerek izlenmesine gerek CD/DVD satışlarına (alım) gerekse de afiş ve promosyon ürünlerinin alımı vb. gibi birçok alanda çocuk bireyi tüketime yöneltecek bir strateji için de önemli haldedir. Bu nedenle, çocuk bireye ulaşacak her mesaj için özellikle beden diline ait göstergelerin, beğenileri de yaratacak yönlendiriciliği kaçınılmaz olacaktır.

Baltaş’a göre, “Bir ressamın tuvale yansıttığı form bilişsel zeka, renk ve ışığın kesişmelerinden ortaya çıkan ise duygusal zekadır (2006: 5). Afişlerin hazırlanmasında da duygusal zeka söz konusudur. Duygular akıllı kararlar için vazgeçilmezdir. Bu nedenle başkalarının neyi istediklerini, neye ihtiyaç hissettiklerini, güçlü ve zayıf yanlarını duygularını değerlendirerek anlayabilmek için duygusal zeka önemlidir (2006: 6-7).

Çocuk bireylerin “arabalar” filmindeki gibi, teknolojiyle donatılmış, süratli arabaların filmin ana karakterleri olarak seçilmesi ve bu karakterlerin insan bedenine ait özellikle gülümseyen, gözleri güzel, yeni, renkli (kırmızı/mavi), dişi ve erkek olarak seçilmesi, beğenilerin oluşturulması ve pekiştirilmesinde kullanılan duygusal zeka stratejilerindendir. Hayvan karakterlerin kullanıldığı filmlerde ise, neşeli, güçlü ve iri/küçük bedenli hayvanların ana karakterlerde ön plana çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Fantastik ve doğa üstü yeteneklere sahip karakterlerin ön planda olduğu filmlerde ise çocuklar bu kahramanların sahip olduğu yeteneklere sahip olarak zorlukların üstesinden kolayca gelme, diğer insanlardan farklı ve özel olma duygusunu taşımaktadırlar.

4. ARAŞTIRMA VE ARAŞTIRMANIN YÖNTEM VE TEKNİKLERİ

4. 1. Araştırmanın Evren ve Örneklemi

Bu çalışmada, Amerikan sinemasının “Arabalar (Cars)*, Buz Devri (Ice Age)*, Buz Devri  Erime (Ice Age)*, Kayıp Balık Nemo (Finding Nemo)*, İnanılmaz Aile (The Incredibles)* adlı filmlerinin küresel pazarda yerini almış ve çocuk tüketicilere ulaşmış animasyon filmleri, rastlantısal örneklem çerçevesinde incelenmektedir.

4.2. Araştırmanın Yöntemi

Araştırmada, filmlerin içeriklerine bağlı olarak hazırlanan “film afişleri”nin çocuklara ulaşan ilk beğeni noktası olduğu kabul edilmekte ve söz konusu afişlerin gerek söylemsel(metin, kişiselleştirmeler vb) gerekse de görsel (renk, tipografi, zemin, semboller vb) olarak hazırlanışında, duygusal zeka yönetimi ve kullanımının boyutları ele alınmaktadır. Söz konusu afişlerde; beğenilerin a)yaratılması, b) farkında olunması, c)dışavurum (ifade) biçimleri d) duygusal zeka stratejileri vb. göstergebilimsel analiz yöntemiyle incelenmektedir.

Genel kalıplarıyla göstergebilimin ilk bilinen araştırmalarının, Ferdinand de Saussure’ün “gösterge, gösteren ve gösterilen” üçlemesiyle açıklandığı göstergebilim çalışmalarını temel aldığı söylenebilir. Saussure’ün bu yaklaşımı doğrultusunda, iletişim, edebiyat, antropoloji vb. birçok alanlarda bilimsel araştırmalar yapılagelmiştir.

Göstergebilimsel çalışmaların temel amacı, sadece metnin görünen yüzünün çözümlenmesi değil, açık ya da örtülü(gizli) arka planda dayandığı ideolojiler ve anlamları ortaya çıkarmaktır. Kitle iletişim araçları da yaydığı mesajları açık yada örtülü bir biçimde yayar ki, her araç farklı bir metin örgüsüne sahip olduğundan, analizin uygulanması sırasında, aracın niteliği önem taşımaktadır.

Araştırmaya konu olan afişler de öncelikli tanıtıcı özellikleri ile bağlı oldukları film metinleri hakkında seyirci/izleyiciye ilk mesajı taşıma özelliğine sahiptirler. Bir çeşit, sinemada izlenmeye niyet edilen film için reklam aracı halindedirler ki, kullandığı göstergeler ve taşıdığı metinler doğrultusunda, seyircinin/izleyicinin temel bir fikir alma noktaları olarak, film içeriğine demirleme (anchoring) yapma özelliği taşırlar.

Seyirciler öncelikle afiş üzerinde filmin adını, sonra filmin içindeki göstergeleri (karakterler, mekanlar, illüstrasyonlar vb), daha sonra ise film hakkında ön bilginin aktarıldığı metinleri (metinsel söylem çözümlemesi) izleme eğilimindedirler. Göstergebilimsel analizler de, söylem çözümlemeleri, anlatı çözümlemeleri ve temel yapı çözümlemeleri olarak belli bir süreç içinde yapılandırılmaktadır. Bu analizlerde, afiş içindeki metinlerin kişiler, karakterler, mekanlar ve uzam açısından nasıl sunulduğu, nasıl bir söylem geliştirildiği inceleme konusu olacaktır. Diğer yandan ise, göstergeler (fotoğraflar, illustrasyonlar vb) ile ön plana çıkarılan film karakterlerinin, kişisel işlevleri, mekan ve uzam doğrultusundaki konumları ve birbirleriyle bağlantıları dizimsel bir çözümlemeyle ele alınmakta ve son olarak da söylem/gösterge bağıntısı ile ortaya çıkarılmaya çalışılan açık/örtülü ideolojilerle bağlantıları açıklanacaktır.

Çocuklara yönelik film afişlerinde fiziksel nesne (gösteren) ile gösterilen arasındaki bağ, renk kodları ile (kahramanın kırmızı renk ile ön plana çıkarılması gibi), özdeşim noktaları (kahramanlık, iyiler ve kötüler, güzeller, çirkinler, zenginler ve fakirler vb) ve insansı özelliklerin katıldığı dış göstergeler vb. ile (hayvan kahramanların insansılaştırılmış özellikleri gülmek, ağlamak, nefret vb) sağlanmaktadır.

Saussure göstergebilim araştırmalarını gösteren, gösterge, gösterilen açılımı ile tanımlarken, göstergebilimci Pierce ise, göstergelerin üç boyutunu işaret etmekte, ikon, belirti ve simge üzerinde durmaktadır.

Anlıksal çağrışımı gerektiren gösterge simgedir. Sözcük ile nesnesi arasındaki ilişki nedensiz olduğu için sözlü dil simgeye örnek olarak verilebilir. Pierce’e göre nesnesi ile arasındaki nedenlilik ilişkisi olan gösterge ikon olarak tanımlanmaktadır. Nesnesi ile arasında fiziksel bağ olan gösterge ise belirtidir. Örneğin, duman ile ateş arasında bir olduğu için duman ateşin göstergesidir[1].

Pierce bu üçlü gösterge sisteminin gerçek yaşamda yani gündelik hayatta etkileşim içinde bulunduğu çevre ile olan ilişkileri doğrultusunda ön plana çıktığını ve deneyimler sonucunda, göstergelerin gerçek anlamlarına ulaştıklarını ifade etmektedir.

Afiş incelemelerinde de Saussure’in ve Pierce’in işaret ettiği açılımlar doğrultusunda sadece belli göstergelere değil, göstergelerin mesajın bütününde verdiği toplamına bakmak gerekli olacaktır. Göstergeler ayrıca “düzanlam ve yan anlam” üretirler. Düzanlam metin içinde göstergenin, göstereni ve gösterileni arasındaki ilişkiyi ve dışsal gerçeklikle olan bağlantısı çerçevesinde betimlenmektedir. Yani gösterge gerçek dünyada kişilerin bilişsel zihinsel haritası içinde yer alan anlam ile ilişkilidir ve söz konusu anlam ise kültürle örüntülenmektedir. Yan anlam ise, göstergenin izleyici üzerinde bıraktığı psikolojik, öznel bilgi düzeyini ifade eder. Gösterge ile izleyici arasındaki kültürel, ekonomik, psikolojik, sosyolojik vb. bağ, anlamın oluşumunu etkilemektedir. Böylelikle her birey için, bir gösterge, çokanlamlı bir hale dönüşebilmektedir. Örneğin kahramanın duruşuyla ilgili her gösterge, bireyler için belli kodlar çerçevesinde çoklu anlama dönüşebilecek iken, duruş biçiminin genel kabul gören anlamlarıyla karşılaşınca, düzanlam ile yananlamın birbirine geçtiği anlamlarla da karşılaşılacaktır. Bu farklılık düzanlamların farklı toplumlarca değerlendirilmelerinin aynı olmayışı nedenine dayanmaktadır. Böylesi bir durumda afişin seyirci/izleyici üzerinde bırakmak istediği mesajda anlam karmaşası ortaya çıkacaktır ve afişin amacından ulaşması ise başarısızlık olarak nitelenecektir. Ayrıca burada birkaç noktaya da temas etmekte fayda vardır. Her toplumun kullandığı göstergeler farklıdır ve kuşaktan kuşağa aktarılmaktadırlar. Bu durumda, öncelikle metin içinde yaratılan mitlere de dikkat edilmelidir. Mitler, kültürün bazı görünümlerinin açıklanması yada anlaşılmasını sağlayan öyküleri içermektedir. Diğer bir nokta ise, metafor (eğretileme) ve metonimi’lerdir(düz değişmece). Metaforlar, soyut düşüncelerin somut bir nesne üzerinden ifade ediliş tarzlarıdır. Güvercin’in özgürlük, topun futbol ile eşleştirilmesi birer metafordurlar. Metonimi ise, gerçek nesneyi, ona ait bir özellik ile tanımlamaktır ki, doktorun beyaz önlük ve hemşirenin ise beyaz kep ile gösterilmesi metonimiye örnektir. Hem metafor hem de metonimilerin metin içerisinde kimi zaman açık kimi zaman ise örtülü olarak kullanıldığı kabul edilmektedir. Ancak afişler incelenirken göstergelerin anlamlandırma biçimleri olan “dizisel (paradigm) ve dizimsellik (Syntagm)” boyutuna da dikkat edilmelidir. Afiş incelemelerinin dizisellik boyutu ve dizimsellik boyutunu karşıtlıklar içinde irdelemekte fayda vardır.

5. “Arabalar” Afişinin Göstergebilimsel Çözümlemesi

5.1.  Afişin Görüntüsel Anlatımı

 Arabalar afişi

Pixar stüdyoları tarafından yüksek bir bütçeyle hazırlanan arabalar filminin afişine ilk kez bakıldığında, birçok arabanın, yol üzerinde büyük bir karmaşa ile duran görüntüleri ile karşılaşılmaktadır. Filmin öyküsü ile afişte yer alan göstergelere göre, merkezde duran araba (Lightning McQueen) bir yarış arabasıdır ve üzerinde durduğu yol, Route 66 otoyoludur. Arka planda bulunan mekan ise Radyatör Springs kasabasıdır. McQueen başarılı bir yarış arabası iken, tesadüfler sonucu bir anda kendisini Springs kasabasında bulur. Buradan ayrılmayı düşünürken, kendini maceralar içinde sürükler ve başarıya odaklanmış bir yaşantının dışında, farklı yaşamların olduğunu anlar. Bu macera içinde afişte solda duran ve mavi renkli bir Porsche araba Sally Carrera ile karşılaşır ve aşık olur. Afişte sağda duran araba paslı ama güvenilir eski bir kamyonet olan Mater’dir. Porsche McQueen’in hemen arkasında ise, koyu renk bir 1951 model Hudson Homet marka Doc Hudson karakteri yer almaktadır. Afişin merkezinde başrol karakteri Porsche McQuen, sağ, sol ve arka alanlarda ise, filmin yardımcı karakterleri yer almaktadır, diğer araçlar daha belirsiz renk ve biçimdedirler. Afişte mekana yönelik bilgilerde verilmektedir. Yol, dağlar, kasanın isim tabelası, ağaçlar, yol tabelası vb. veriler ile mekan kodlanmakta, bir otoyolla bağlanan ancak dağlar arasında, şehirden uzak sıklıkla uğranılmayan bir kasaba olduğu izlenimi yaratmaktadır.

5.2.  Afişin Gösterge Çözümlemesi

Afişte göstergelerin 4 temel eksende dağıldığı görülmektedir. Ana karakterin kişi olarak araba olması onu hem özne hem nesne konumuna sokmaktadır. Mekanın ise; kasaba, doğa ve zemin üzerinden ele alındığı anlaşılmaktadır.

Gösterge

Araba 1  (Erkek) Araba 2 (Kadın) Araba 3   (Erkek) Kasaba Doğa Zemin
 Gösteren Porsche marka araba McQuen Porsche marka araba Carrera Hudson Homet marka araba Hudson Radyatör Springsadlı kasaba Dağ, yol, ağaç, gökyüzü Yol
 Gösterilen Estetik, üst teknoloji, modern, hızlı Estetik, üst teknoloji, modern, hızlı Klasik, eski teknoloji, geleneksel, hızlı Uzak, Uğranılmayan, Sorunları olan, kasaba içi iletişimin güzel olduğu, iletişimde yakınlık Teknolojinin hakim olmadığı işlenmemiş doğa

Bakımlı tek ulaşım noktası, otoyol

Göstergeler 3 araba üzerinde incelenmekte, ana karakterin(erkek) göstereni; Porsche marka, kırmızı ve gülen bir arabadır. Burada göstergenin gülen ve erkek cinsiyet taşıması gibi insana ait özelliklerle donatıldığı görülmektedir. Porsche arabanın estetik, teknik donanımlarla modern bir çizgisi ve hızlı oluşu karakterin de gösterilen boyutunda verilmektedir. İkinci karakter, yine bir Porsche arabadır. Dişi araba, mavi renkle gösterilmekte ve yine estetik, üst teknoloji, modern ve hızlıdır. Üçüncü karakter Hudson marka arabadır ki, ana karakterin eğiticisi rolündedir. Bu nedenle, daha klasik çizgili, dönemin teknolojisini taşıyan ancak günümüz teknolojisinden geri, gelenekseldir. Ancak döneminde yarış arabası özelliği taşıdığı için hızlı oluşuna vurgu vardır. Kasabaya ait özellikler ise, gösterilen boyutunda; uzaklık, şehirden uzak oluşu nedeniyle ve yol sorunu dolayısıyla uğranılmayan, unutulan bir kasabadır. Söz konusu bilgiler filmin içeriği ile birleştirildiğinde unutulduğu anlaşılsa da, kasabanın evlerinin afişte yer almaması doğaya ait göstergelerin sadece dağ, yol, ağaç ve gökyüzünden oluşması da bu bilgiyi seyirci/izleyiciye de vermektedir. Film içeriğinde, kasabanın yol sorunu ön plana geçmektedir. Bu nedenle zemine ilişkin gösterge afişte yol ile belirtilmiştir. Yolun bakımlı ve tek ulaşım noktası olduğu vurgusu söz konusudur.

Afişte beğenilerin yaratılması, teknolojiyle donatılmış filmdeki arabaların “hızlı(süratli)” oluşları ve gülümseyen yüzleri ile birleştirilerek sağlanmakta, insani özellikler verilen arabaların sundukları göstergeler ile özdeşim noktaları kurmalarına olanak tanınmaktadır. Çocuklara yönelik kullanılan duygusal zeka stratejisi burada “hızlı, modern arabalar ve gülümseyen, mutlu yüzlerdir”. Doğa ise, söz konusu gülen yüzler ile çevrili, sıcak bir iletişimin kurulduğu küçük bir kasaba ile anlatılmaktadır.

5.3.  Afişin Dizisel ve Dizimsel Çözümlemesi

Afişin dizisel ve dizimsel çözümlemeleri ikili karşıtlıklar içinde verilmektedir: 

Hızlı Yavaş
Modern Geleneksel
Kent Yaşamı Kır Yaşamı
Gelişmişlik Gelişmemişlik
İletişim Bağı Uzak İletişim Bağı Yakın
Mutsuz Mutlu
Sorunsuz (Sorunları Çözümlenebilir) Sorunlu (Sorunları Çözümlenememiş)
Başarısız Başarılı
Erkek Kadın

Afişte karakterlerin farklı boyutta ve markada arabalardan oluştuğu, kasabanın da arabalardan meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Arabaların gerek markaları gerekse de renkleri ile hızlı yada yavaş oldukları üzerinden bilgi edinilmektedir. Eski (yıpranmış) ve yaşlı (modeli) arabaların koyu renkle tasarlandığı görülmektedir. Yeni arabaların dış yüzeyleri ve diş yapılarının daha estetik, sağlıklı iken, eski arabaların yüzeyleri yıpranık ve diş yapıları ise estetikten uzaktır. Bu hususlar; modern-geleneksel, hızlı-yavaş, gelişmişlik-gelişmemişlik, erkek-kadın karşıtlıkları içinde belirginleşmektedir. Gülen suratlar şeklinde çizilmiş araba karakterlerinin, kasaba içinde mutlu olduğuna dair bilgi verirken, kır-kent yaşamına ilişkin göstergeler ise, kent yaşamında iletişim bağını kuramamış karakterlerin kır yaşamında bu bağı güçlü bir şekilde kurduklarına dair bilgiler vermektedir. Özetle, kent yaşamında hızlı, modern, gelişmiş, iletişim ortamında başarılı olamamış, kır yaşamına geçildiğinde mutlu olabilen, bir yandan da kent yaşamında başarılıyken, performans olarak kır yaşamında başarısız olan bir erkek karakter görülmektedir. Diğer yandan ise, kır yaşamında daha geleneksel ve yavaş olması beklenen, gelişmemişlik/doğal yaşam içinde kurduğu ilişkiler ve iletişim biçimiyle mutlu ve bu mutluluğun ayrıca kadın üzerinden kurulan aşk metaforuyla güçlendirildiği bir bilgi sunulmaktadır.

  1. 6.        “Buz Devri (Ice Age) ve Buz Devri  Erime” Afişinin Göstergebilimsel Çözümlemesi

6.1.  Afişin Görüntüsel Anlatımı

       Buz devri (Ice Age) filmi, ard arda çekilmiş ve çocuklar tarafından beğeni görmüş bir filmdir. İlk film, “Buz devri”, ikinci film ise “Buz devri erime başlıyor” adını taşımaktadır. Film, hayvanların buzullardan kaçma çabası içinde, birbirleriyle tanışmaları ve hikayeleri üzerine kurulmuştur. Buzullardan göç etmek isteyen hayvanlar yola çıkarlar ama Mamut Manfred, kaçmak yerine evini bırakmak istememektedir. Bunun yanı sıra tembel bir hayvan olan Sid’de, Manfred’in yanında kalmak ve o nereye giderse onunla hareket etmek ister. Sid ve Manfred’in arkadaşlığına Diego adındaki kılıç dişli kaplan da katılır. Ancak kaplanın filmin ilerleyen sahnelerinde amacının farklı olduğu anlaşılmaktadır. Zira Manfred bir bebek bulur ve bu bebeği ailesine götürme sorumluluğunu hissetmektedir. Kaplan ise uygun zamanda bebeği ellerinden alacak ve karnını doyuracaktır. Film boyunca, seyirciye neşe katan bir karakter de firavun faresi Scrat’tır. Scrat elindeki meşe palamudunu buzullardan kaçarken yolculuk boyunca yanında taşımak istemektedir ancak palamudu taşımak zordur. Scrat’ın görüntüleri ve hikayesi, seyirciye film içinde neşe katmaktadır.

Buz devri 2’de ise, kahramanlar yine aynıdır. Ancak ilk filmin gişe başarısının ardından, Scrat’ın seyirci tarafından çok beğenilmiş olması ikinci film afişinde Scrat’ın ön plana çıkarılmasına neden olmuştur.

6.2.  Afişin Gösterge Çözümlemesi

Afişte göstergelerin 6 eksende toplandığı görülmektedir. Film karakterleri, buzul ve deniz olarak üç eksen bulunmaktadır. Filmin kahramanlarından biri olan bebek afişte yer almamaktadır. Ana karakter Mamut Manfred ilk filmin afişinde egemen bir görüntü ile verilmekte iken, ikinci film de Scrat’in merkeze yerleştirildiği görülmektedir.

 

Gösterge

Hayvan 1  (Manfred) Hayvan 2 (Diego) Hayvan 3   (Sid) Hayvan 4 (Scrat) Buzul Deniz (Film 2)
 Gösteren Mamut Manfred Kılıç dişli kaplan Hayvan Firavun faresi Dağ, gökyüzü, buzul, beyaz Mavi, büyük
 Gösterilen Eski zamanların büyük, iri cüsseli hayvanı, egemen, babacan, yardımsever, iyi niyetli  Güçlü, sağlıklı, sinsi, kurnaz  Korumaya muhtaç, neşeli, şakacı, kurnaz  Küçük, sevimli, yaramaz, malına (yiyecek) sahiplenen, güvensiz  Büyük buzulların olduğu dağlar, tehlike  Mavi, büyük, içinde tehlikeli balıkların bulunduğu kadar geniş

 Birinci afişte göstergelerin çözümlemesi şöyledir: Ana karakter Manfred (erkek), eski zamanların büyük ve güçlü hayvanlarından biridir. Afişteki alanda, iriliği ve mamuta özgü dişlerin büyüklüğü kullanılarak görüntü Manfred üzerinden odak hale dönüştürülmüştür. Manfred, egemen tavrını iri, büyük ve güçlü beden yapısı ile sağlamaktadır. Bedeni altında 2, dişleri üzerinde 1 hayvanın koruyuculuğu içinde görüntülenmektedir. Bu iriliği içinde gözlerindeki gülümseme ile onun yardımsever ve iyi niyetli bir karakter olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca diğer karakterlerin Manfred’in vücudunun çok yakınında duruyor olmaları onun babacan tavrını desteklemektedir. İkinci karakter, kılıç dişli kaplan Diego’dur. Manfred ve kaplan’ın beden renkleri benzerdir. İrilik olarak Manfred’e yakın olan Diego, güçlü ve egemen bir duruş sergilemektedir. Kol ve parmaklarındaki dik ve kalın duruş, kaplanın sağlıklı ve güçlü olduğunu belirtmektedir. Ancak Diego’nun gözleri dikkat çekicidir. Gözlerinde seyirciye doğru bakan gözler yerine, kaş yapısı kısılmış, gözler ve ağzın yeni bir duruş almış hali, onun “hırslı, kurnaz ve bilmiş” olduğuna işaret etmektedir. Üçüncü karakter, ailesi tarafından geride bırakılmış ancak Manfred’e bağımlı olarak hareket etmeyi tercih eden Sid adlı karakterdir. Karakterin duruşu incelendiğinde, sağ ayağını diğer ayağının üzerine attığı görülmektedir. Ayrıca el duruşları da bu karakterin “rahat, neşeli, şakacı” olduğu mesajını vermektedir. Sid’in sırtının Manfred ve Diego’ya dayanması onun “başkalarının yardımını bekleyen ve kurnaz” yapısıyla örtüşmektedir. Dördüncü karakter ise Scrat, Manfred’in dişleri üzerinde durmaktadır. Elinden düşürmediği meşe palamudu ile etrafını kolaçan tavırları ile güvensiz bir izlenim yaratmaktadır. Kahramanın göz duruşu ile sevimli, yaramaz ve yiyeceğine sahiplenişi ile dikkat çekici bir beden diline sahiptir. Scrat ikinci filmde ise, bu gözsel çekingenliğini üzerinden atmıştır. Denizin içinde yine meşe palamuduna elinde sahiplenirken, etrafından yüzlerce keskin dişli balığın tehdidi altında olsa bile daha güvenli ve aldırmazdır. Ancak her iki afişte de tedirginliğinin olduğu söylenebilir. Mekanlar ise; birinci afişte buzul ve ikinci afişte deniz görüntüleri üzerinden verilmektedir. Buzul, bir dağ görüntüsündedir, büyüktür ve beyazdır. Üzerindeki “çatlak” görüntüsü bir tehlikeyi çağrıştırmaktadır. Buzulun Manfred’in üzerinden ve arkada büyük olarak verilmesi de bu tehlikeyi hissettirmektedir. Denizin tehlikesi ise, dişleri keskin olan balıklar ile anlatılmaktadır ancak bu kadar çok balığın bir arada bulunuşu nedeniyle edinilen izlenim, büyüklüğüne dairdir.

Afişte beğenilerin yaratılması, ilk olarak hayvan karakterlerin büyüklük ve küçüklükleri üzerinden, ikinci olarak ise onların karakterlerine bağlı olarak gösterdikleri beden dili duruşlarından oluşturulmaktadır. Beden dili, insansı duruşlarla özdeşim noktaları yaratılarak kullanılmıştır. Böylelikle büyük ama güçlü/sevecen, küçük ama sevimli/tedirgin, güçlü ama hırslı vb. gibi büyüklük/küçüklük ve iyilik/kötülük ikililiği üzerinden bir kurgu söz konusudur.

6.3.  Afişin Dizisel ve Dizimsel Çözümlemesi

Her iki afişe de karma olarak bakıldığında ikili karşıtlıklardan yararlanıldığı anlaşılmaktadır.

Büyük Küçük
Güçlü Güçsüz
Güvenli Güvensiz
Rahat Tedirgin
Neşeli Neşesiz
Mutsuz Mutlu
Erkek Kadın

Afişte kahramanların, hayvan karakterlerden oluştuğu görülmektedir. Bu karakterlerin öncelikle erkek karakterler olduğu anlaşılmaktadır. Manfred, Sid, Diego ve Scrat karakterlerini ve insan bebeğin erkek olduğu görülmektedir. Buna karşın filmin afişin de yer almayan ancak konu içinde geçen kadın karakterlere rastlanılmaktadır. Afişte, karakterlerin büyüklük/küçüklük ile ayrıca güçlülük/güçsüzlük üzerinden belirlenen özelliklerinin, film konusuna bağlı olarak taşıdıkları sevimlilik, hırs, kötülük, iyilik vb. duygularla birleştirilerek kullanıldığı görülmektedir. Bu nedenle, çocukların özdeşim noktaları, sözkonusu film karakterleri gibi durma, düşünme ve davranma yoluyla özdeşim kurabildikleri beden dilleridir.

  1. 7.        “Kayıp Balık Nemo (Finding Nemo)  Afişinin Göstergebilimsel Çözümlemesi

7.1.  Afişin Görüntüsel Anlatımı

   “Kayıp Balık Nemo” filminin afişine ilk kez bakıldığında denizin içinde yaşayan pek çok canlının birlikteliği dikkat çekmektedir. İrili ufaklı pek çok deniz canlısının farklı yüz ifadeleriyle sunumu filmin iyi ve kötü karakterleri hakkında bir ipucu niteliği taşımaktadır. Filmin anlatısal yapısı içerisinde köpekbalığı, nemo ve nemoun babası olan balık ana karakterler olarak inşa edilmektedir. Afişte denizin altının dışında denizin üstüde dikkat çekici bir şekilde konumlandırılmıştır. Büyük gökdelenlerin, binaların ve köprünün yer aldığı modern bir şehir görüntüsü resmedilmektedir. Şehrin büyüleyici güzelliğinin yanında denizin altındaki tehlike aslında görünen güzelliğin altındaki bilinmeyene bir vurgu yapmaktadır. Film bir babanın oğluyla olan ilişkisini ele almaktadır. Oğlunun büyüdüğünü hala kabul edemeyen bir baba figürü temsil edilmektedir. Nemo’nun kaybolmasıyla onu bulma çabası içerisine girer. Bu bir anlamda babanın oğlunu bulmak için yaşadığı maceralar ve küçük kayıp balığın yaşadığı tehlikeleri anlatan bir filmdir. Nemo babasına artık büyüdüğünü kanıtlamaya çalışıyor olsa da annesi öldükten sonra annelik rolünü de üstlenen babanın oğlunu koruma çabalarını ele almaktadır.

7.2.  Afişin Gösterge Çözümlemesi

Afişte yer alan mekan yoğunlukla denizin derinlikleridir. Film içerisinde belli süre dış dünya ile ilgili sahnelerin olması afişte şehre ilişkin bazı göstergelerinde yer almasına neden olmakla birlikte dikkat çekici öğe deniz olarak kodlanmaktadır. Film içerisinde pek çok balık türü olmasına rağmen ana karakterlerin rol durumları göz önüne alınarak afiş ana karakterler üzerinden tasarlanmıştır.

Gösterge

Balık Balık 2 Balık 3 Deniz Şehir Diğer balıklar 4
Gösteren Büyük    köpekbalığı      Bloat Dory Merlin (Kayıp Balık Nemo’nun babası) Mavi birçok canlının bir arada olduğu mekan denizin altı Modern şehir görüntüsü Deniz altında yaşayan diğer canlılar
Gösterilen Güç,saldırganlık üstün-lük liderlik Unutkanlık, yardımseverlik , arkadaşlık    fedakarlık Korumacılık fedakarlık, yardımseverlik,arkadaşlık Tehlikeli yaşam Teknolojinin hakim olduğu modern kent

Deniz altı yaşamındaki ast üst ilişkisi

Göstergeler 3  balık üzerinden incelenmektedir. Ana karakterin (erkek) göstereni; Güçlü denizin derinliklerinin en korkulan canlısı olan Köpekbalığı Bloat. Erkek cinsiyetinde temsil edilen köpekbalığı afişte sinsi bir gülümsemeyle sunulmaktadır. Dişlerinin sivri yapısı ve avını her an parçalamaya hazır duruşuyla afişin tehlikeli karakteridir. Köpekbalığının gülümsemesiyle  balığa insansı bir figür eklenmeye çalışılmıştır. Çocukların köpekbalıklarına karşı duydukları korkuyla karışık ilgi düşünüldüğünde, afişte en dikkat çeken balığın köpekbalığı olması filme yönelik ilgi ve merakı arttırmak ve aksiyonu sağlamak amacıyla kullanıldığı söylenebilir. Filmdeki ana karakterlerden bir diğeri Nemo’nun babası Merlin’dir. Merlin bir palyaço balığıdır. Afişte diğer balıklardan daha farklı ve dikkat çekici yanı vardır. Küçük bir yapıya sahip olmasına rağmen taşıdığı kırmızı beyaz renkleriyle dikkat çeken  bir balıktır. Merlin annelik rolünü de üstlenerek oğlunu büyütmüş bir balıktır ve hala oğlunun büyüdüğünü kabul edemeyen bir babadır. Koca okyanusun içinde oğlunu aramakta ve birçok tehlikeye atılmaktadır. Üçüncü önemli karakter, Nemo’nun babası Merlin’in Nemo’yu bulma macerasında ona eşlik eden balık Dory’dir. O da kalabalığın içinde ayırt edici bir renkle donatılmıştır. Sarı lacivert bir balıktır.En önemli özelliği unutkanlığıdır. Afişte Merlin’le yan yana durmaktadır. Bu açıdan afiş içerisinde zorlukların üstesinden gelmek ve başarılı olmak için birlikte olmak gerektiği mesajı kodlanmaktadır. Özellikle bu filmin tüketicilerinin çocuklar olduğu düşünüldüğünde arkadaşlık, beraberlik, dayanışma , birbirini koruma gibi kavramların bu iki balık üzerinden yapılandırıldığı görülmektedir. Afiş içerisinde de bu dayanışma iki balık üzerinden desteklen-mektedir. Afişteki mekan ise okyanustur. Okyanusa ait veriler ise dışarıdan bakıldığında son derece büyüleyici güzelliği olan bir yer olmasına karşın içinde yer alan tehlikelerdir. Şehirden uzaklaştıkça bu tehlikenin boyutu artmaktadır. Zira afiş içerisinde de şehir görüntüsü arka planda ve uzak bir atmosferik etki içerisinde sunulmaktadır. Film içerisinde ön plana çıkan bu mekanda yaşanan bir maceradır. Okyanusun büyüklüğü ve karmaşıklığı pek çok canlının birlikteliğinin gösterilmesiyle sağlanmaktadır.  Afişteki metine bakıldığında filmin adı “Findin NEMO” afişin altında ve  orta kısımda yer aldığı görülmektedir. Alt kısımda Nemo yazısının altındaki eğik hatlara sahip olan çizgi hem filmin baş karakteri olan Nemo’nun adını destekleyerek ön plana çıkarmakta hem de bu vurgunun dalga biçiminde olması deniz altında yaşanan maceraya bir gönderme niteliği taşımaktadır.

Afişte beğenilerin yaratılması,  balıkların insansı özelliklerle donatılarak renkli ve dikkat çekici bir içerikle sağlanmaktadır. Çocuklara yönelik kullanılan duygusal zeka stratejisi burada “sempatik, şirin, komik balıklar  ve bilinmeyen denizaltı yaşamının kurgulanış biçimidir. Çocukların denize ve balıklara olan düşkünlüğü ele alındığında, bir çok farklı türden deniz canlısının görsel öğelerle desteklenerek insansı niteliklerle donatılmış olması çocukların afişle kuracağı iletişimi güçlendirmektedir. Hemen hemen her çocuğun bir akvaryuma sahip olma isteği düşünüldüğünde bu filmin yakaladığı başarının rastlantısal olmadığı görülmektedir. Balıkları ve onların denizaltındaki yaşamı her çocuk için ilgi çekici ve merak uyandırıcı bir nitelik taşımaktadır.

7.3.  Afişin Dizisel ve Dizimsel Çözümlemesi

Afişin dizisel ve dizimsel çözümlemeleri ikili karşıtlıklar içinde verilmektedir: 

Güçlü Zayıf
Küçük Büyük
Deniz Altı Yaşam Şehir Yaşamı
Kadın Erkek
Korkak Cesur
Kalabalık Sakinlik
Hızlı Yavaş

Afişte karakterleri farklı boyutta ve renklerde deniz canlılarından oluşturmaktadır. Balıkların bedensel büyüklükleri ve duruş pozisyonları onlar hakkında bilgi içermektedir. Türleri gereği hangisinin saldırgan hangisinin uysal olduğu yine görsel öğelerle desteklenmektedir. Köpekbalığın dişlerinin sivriliği yakaladığı herhangi bir canlıyı parçalayacak niteliğe sahiptir. Güçlü olan balığın orta merkezde yer alması denizdeki hakimiyetinin bir başka göstergesidir. Tüm bu hususlar güçlü-zayıf, hızlı- yavaş gibi niteliklerle desteklenmektedir. Afişte deniz altı yaşamın tehlikesi ve karışıklığının yanında arka planda yer alan şehir görüntüsü daha güven verici ve sakin bir şekilde resmedilmektedir.

  1. 1.       “İnanılmaz Aile  (İncredibles)  Afişinin Göstergebilimsel Çözümlemesi
    1. a.       Afişin Görüntüsel Anlatım

İnanılmaz aile ( The Incredibles) çocukların oldukça ilgisini çekecek öğelerle donatılmış fantastik niteliklere sahip bir filmdir. Film süper kahramanlardan oluşan bir aileyi ve bu ailenin arasındaki ilişkileri ele almaktadır. Aile içerisindeki  herkesin bir yeteneği bulunmaktadır. Bay İnanılmaz /Bob Parr olağanüstü bir güç ve çeviklik becerisine sahiptir. Evin reisi olan Bob herkesin yardımına koşan bir baba figürüdür. Elastigirl/ Helen ailedeki anne temsilidir. Olağanüstü esnek ve çeviktir. Bütün uzuvlarını istediği kadar esnetebilmektedir. Violet evin büyük kızıdır. Görünmez olmak ve güç kalkanı oluşturmak gibi bir yeteneğe sahiptir. Ancak ergenlik sorunları yaşayan içe kapanık mutsuz bir tablo içerisinde temsil edilmektedir. Dash olağanüstü bir hızda hareket etmek ve hızlı refleksler vermek gibi bir yeteneğe sahiptir. Jack Jack evin en küçük ferdidir. Filmin sonuna kadar yetenekleri hakkında bir bilgi verilmemektedir. Filmin kötü karakteri olan sunulan Syndrome küçüklüğünden beri süper kahraman olmayı kafasına koyan ama olamayan bir karakterdir. Ayaklarına monte ettiği yetenekler sayesinde uçabilmektedir. Süper kahramanlıktan emekliye ayrılan Bob’un günlük hayatta yaşadığı sıkıntıyla başlayan film yeniden kahramanlık yapma şansını yakalamasıyla değişme uğramaktadır. Ancak bu teklif bir tuzaktır ve tuzağa düşen Bob’u kurtarmak için tüm aile birlikte  mücadele etmektedir.

  1. b.       Afişin Gösterge Çözümlemesi

Afişte göstergelerin 2 eksende toplandığı görülmektedir. Film karakterleri ve alevler içerisindeki şehir olarak düzenlenmiştir.Ana karakter Bob filmin afişinde baskın karakter olarak görülmektedir.

Gösterge Erkek Kadın Kız Çocuk Erkek Çocuk 1 Erkek Çocuk 2 Erkek  2 Erkek 3 Kadın 2
Gösteren Bob Parr Elastigirl Helen Violet Dash jack jack Syndrome Fronze Edna  mode
Gösterilen Süper kahramanlık,    aile reisi,     irilik,       güçlülük kuvvetli erkek, savaşçı sağlıklı            baba Fedakarlık       özverili olmak esneklik, annelik, güzellik Utangaç             Uyumsuz     Sorunlu         Afacan          Enerjik         Hızlı              Bebek, yaramazlık,    sevimlilik                Kötülük       tehlikeli olma,    güçlülük           teknoloji kullanma Çeviklik,       akrobatik olmak,          hızlılık Estetiklik      zekilik                   iş hayatında başarı

Birinci afişte göstergelerin çözümlemesi şöyledir: Ana karakter BobParr (erkek), eski bir süper kahramandır. Zor durumda olan insanlara yardım eden ve kötülerle savaşarak dünyaca tanınan bir süper kahramandır. Ancak hayat kurtarmak için verdiği mücadele sırasında yapmış olduğu hatalar onun hükümet tarafından emekliye ayrıltılmasına neden olmuştur ve artık sıradan bir hayat yaşamaya çalışmakta, bu bundan son derece rahatsızlık duymaktadır. Afişteki alanda çerçeve düzenlemesine bakıldığında orta merkezde en dikkat çekici alanda yer almaktadır. Güçlü ve sağlıklı bir bedene sahip olan erkek temsili üzerinden gidilerek Bob Parr  dikkat çekici bir şekilde konumlandırılmıştır. Bob’un  ataerkil ideoloji içerisindeki egemen tavrı büyük ve güçlü beden yapısı ve afiş içerisindeki hareketli temsili ile desteklenmektedir. “Yardıma ihtiyacınız varsa hemen ordayım” mesajını ileten bir hareketle dikkat çekmektedir. Tüm bu kahramanlık özelliklerinin yanı sıra ailesiyle temsil edilmesi onun aile reisi özelliğini de ortaya koymaktadır. Tüm aile birlikte “süper aile” ve “inanılmaz aile” özelliğini destekleyecek şeklide afiş içerisinde farklı alanlara yerleştirilmiştir.

Evin annesi ve doğuştan üstün yeteneklere sahip olan Helen ise afişte yer alan kadın temsilidir.Helen evi ve ailesiyle ilgilenen fedakar bir anne modelidir. İnce ve sağlıklı bir bedene sahip olan Helen afişte kucağında küçük oğlu Jack Jack ile birlikte sunulmaktadır. Kadının da erkek gibi süper yeteneklere sahip olması onu önce anne olma görevinden alıkoymamaktadır. İnanılmaz esnekliğe sahip olan Helen düzgün vücut yapısı ve hareketli görüntüsüyle çocuklarına bakabilen ve aynı zamanda dışarıda da aktif olabilen modern kadını çağrıştırmaktadır. Afişte arka planda yer alması ataerkil toplum yapısı içerisinde kadına yüklenen rol ve değerlerin bir temsili niteliğindedir.Yüz ifadesi ve duruş pozisyonu ile ben bu işi başarırım mesajı iletilmektedir. Dash yani evin küçük oğlu afişte en önde yer almaktadır. Hızlı ve enerji dolu bir yapıya sahip olan Dash afişte de en önde babanın hemen yanında durmaktadır. Erkek çocuğun baba gibi güçlü, cesur ve kahraman olma ideali bu açıdan desteklenmektedir. Dash’ ın yüz ifadesi ve beden dili onun afacanlığını ve enerjikliğini ortaya koymaktadır. Violet afişte sol tarafta babasının arkasında yer almaktadır. Annesi gibi ince  ve zarif bir yapıya sahip olarak res-medilmiştir. Görünmez olmak ve koruma kalkanı oluşturmak gibi üstün yeteneklere sahiptir. Afiş içerisinde aktif bir vücut diline sahiptir. Jack Jack evin küçük oğludur. Annesinin kucağında sempatik ve afacan bir tavırla durmaktadır. Afişteki duruşu onun bilinmeyen yeteneğini saklamaya yardımcıdır. Çocukların bebeklere olan ilgisi düşünüldüğünde bu karakter oldukça dikkat çekicidir. Afişte boyutları açısından bakıldığında diğerlerine göre daha küçük ve arka planda konumlandırılan karakterler Syndrome ve Frozone’dur. Bu karakterler arka planda yer almaktadır. Frozone buz üretmek ve ürettiği buz  üzerinde inanılmaz bir çeviklikle kaymak bir yeteneğe sahip olan bir kahramandır. Afişte sağ üst köşede küçük bir alanda yer almasına rağmen renk kullanımı açısından farklılık taşıması onun dikkat çekici bir öğe olmasını sağlamaktadır. Syndrome tehlikenin kaynağı olarak afişte arka orta planda küçük bir alanda konumlandırılmıştır. Arka planda alevlerin arasından yükselen  Syndrome filmde kötü karakterdir. Süperman’ın “S” sine benzer bir kıyafet giyen Syndrome Süperman aksine iyiliğin değil kötülüğün simgesidir. Filmdeki modacı karakter olan Edna ise afişte sağ alt köşede afişi gösteren kişi olarak konumlandırılmıştır. Afişteki metine bakıldığında “The Incredibles” yazısı afişin orta alt kısmına yerleştirilmiştir. Yazı karakteri uçlara doğru büyüyen bir yapıya sahiptir. Koyu kırmızı zemin üzerinde beyaz olarak verilmiştir. Yazıya kazandırılan derinlik hissi ailenin gizemli yapısını destekleyen bir özellik taşımaktadır. Mekanlar ise; tehlikeli ve karmaşık bir şehir görüntüsü verilmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların yaşamları çok kolaylaşmıştır. Ancak bir yandan da teknolojinin geldiği ve geleceği nokta insanlar üzerinde bir korkunun oluşmasına da yol açmaktadır. Afişte gökyüzünde yer alan uçan modern araçlar teknolojiyi olumlayıcı olmaktan çok bu karmaşık atmosferi destekler nitelik taşımaktadır. Modern şehir görüntülerinin en büyük klişelerinden olan gökdelenler yine aynı şekilde insanların üzerinde baskı yaratan, kaosu destekleyen unsurlar olarak kullanılmıştır. Renk kullanımı açısından kırmızının yoğunluğu yine mekanının aksiyonunu arttırıcı bir nitelik taşımaktadır. Afişte beğenilerin yaratılması, ilk olarak karakterlerin süper kahraman olma özellikleri üzerinden, ikinci olarak karakterlerin beden dili üzerinden oluşturulmaktadır. Renk kullanımı açısından çocukların en çok dikkatini çeken canlı renkler tercih edilmiştir. Kırmızı ve sarının tonlarının yoğunlukta olduğu afiş son derece hareketli bir görsel ritme sahiptir. Aile ideolojisi üzerinden yapılandırılan film afiş üzerinden de ailenin birlikteliğine vurgu yapmaktadır.

Afişin Dizisel ve Dizimsel Çözümlemesi

Afiş üzerinde ikili karşıtlıklardan yararlanıldığı anlaşılmaktadır.

Güçlü Güçsüz
Erkek Kadın
Yapılı Zayıf
Yetişkin Genç
Buz Ateş
Aksiyon Durağanlık

Afişte karakterlerin süper kahraman adı verilen doğa üstü yeteneklere sahip karakterlerden oluştuğu görülmektedir. Afişte  5 erkek, 2 kadın karakter yer almaktadır. Kadınların narin yapılarının yanında erkekler daha iri yapılı ve güçlü bir şekilde resmedilmiştir. Çocuklukların belli yaş dönemlerinde fantastik ve doğa üstü yeteneklere sahip kahramanlarla duydukları ilgi göz önüne alındığında bu çizgi animasyon çocuklar için oldukça dikkat çekici bir nitelik taşımaktadır. Afiş içerisinde baba figürünün merkezde ve en dikkat çekici öğe olarak konumlandırılması ailede babanın otoritesini destekler nitelik taşımaktadır. Kısaca afişin görsel tasarımında ikili karşıtlıklardan, renk ve kompozisyon düzenlemesine kadar çocukların beğenisi üzerinden planlanan bir çalışma olduğunu söylemek mümkündür. 

 SONUÇ

Özellikle çocukların hedef kitle olarak belirlendiği çizgi  animasyon filmler anlatı yapısından kurgusuna, çekim ölçeklerinden afiş düzenlemesine kadar pek çok öğenin çocuk dünyası içerisinde yaratacağı etkiyi ve beğeniyi planlayarak tasarlanmaktadır. Bu içerikler inşa edilirken yaratılan kurgusal gerçeklikler içerisinde çocuk kendi dünyasını biçimlendirmektedir. Konuşan hayvanlar, fantastik yeteneklerle donatılan süper kahramanlar, konuşan oyuncaklar, arabalar çocuğun kendi içerisinde yarattığı evrenin birer parçası olmaktadır. Filmin teması içerisinde kurgulanan arkadaşlık, doğa, sevgi, mücadele, aşk, başarı vb. çocuğun duygusal paylaşım alanına yönelik yaratılan mitler ve değerler çocuğun duygusal zekaya yönelik anlam dünyası içerisinde biçimlenmektedir. Dolayısıyla animasyon filmlerin afiş tasarımında soyut kavramların yanı sıra kullanılan renkler, yazı karakterleri, figür zemin ilişkisi, film karakterlerinin afiş üzerindeki konumlandırılma biçimleri çocukların filme karşı beğenilerinin oluşturulmasında önemli bir faktördür. Birçok çizgi animasyon filmde kullanılan karakterlerin insansılaştırıldığı ve insana ait duygusal öğelerle donatıldığı görülmektedir. Örneğin Arabalar filminde aşık olan ve aşkı için hayallerinden vazgeçen bir araba, Buz devrinde arkadaşı için hayatını tehlikeye atan ve arkadaşlığın önemini anlayan bir kaplan ve mamut, Kayıp Balık Nemo’da oğlunu kurtarmaya çalışan Merlin ve ona yardımcı olan bir balık. Kısaca karakterler her ne kadar cansız varlıklar ya da hayvanlar olsa da gerek filmin anlatı yapısı gerekse afişlerin tasarımında insansılaştırılarak çocukların dünyasına sokulmaktadırlar. Duygusal bağlar üzerinden yapılandırılan filmler aile, arkadaşlık gibi kavramlarla çocuklar üzerinde etkili olmaktadır. Dolayısıyla medya üzerinden kurgulanan mesajlar çocuğun toplumsallaşma süreci ve kimlik inşasında diğer mesajlarla birleşerek önem kazanmaktadır.

 

KAYNAKLAR

 Anglin G, Vaez H.,& Cunnigham,K.L,  (2004). Visual Representations and Learning: The Role of Static and Animated Graphics, Handbook of research on educational communications.

Astrıda, S. & Russ S.W. (1999). Children’s Fantasy Play And Emotional Understanding. Journal Of Clinicial Child Psychology, 28(2), 269-279, Aktaran: Ergin, H. (2007). Çocukluk Döneminde Duyguların Gelişimi, I.International Symposium Emotional Intelligence And Communication “On The Vision Of Perfection İn Professional Life, Ege Üniversitesi, Vol.1, 420-431

Baltaş, Z., (2006). Duygusal Zeka, İstanbul: Remzi Kitabevi

Batur, Y., (1998). Bilimkurgu Sinemasında Şiddet Ve İdeoloji, Ankara

Bee, L.E (1995). The Developing Child, New York: Harper Collins College Publishers. Aktaran: Ergin, H. (2007). Çocukluk Döneminde Duyguların Gelişimi, I.International Symposium Emotional Intelligence And Communication “On The Vision Of Perfection İn Professional Life, Ege Üniversitesi, Vol.1, 420-431

Bilgin, N. (1994). Sosyal Bilimlein Kavşağında Kimlik Sorunu. Ege Yayıncılık:1, İzmir.

Ceylan, Tuğrul (1999). Duygusal Zeka, Klinik Psikiyatri, 1: 12-20.

Chiricos, T, Sarah Eschholz & Marc Gertz (1997). Crime, News And Fear Of Crime: Toward An Identification Of Audience Effects, Social Problems, Vol.44, No.3, Ss.342-357

Eısenstock, B. (1984). “Sex-Role Differences İn Children’s İdentification With Counterstreotypical Televised Portrayals”. Sex Roles, 10, 417-430.

Ertürk, Y.D. (2007). İletişim Tarzı Ve Benlik Oluşumunda, Duygusal Zeka Etkeni: İletişim Fakültesi Öğrencileri Üzerine Bir İnceleme, I.International Symposium Emotional Intelligence And Communication “On The Vision Of Perfection İn Professional Life, Ege Üniversitesi, Vol.1, 453-467.

Goleman, D. (2005). Duygusal Zeka Neden Iq’dan Önemlidir. Çev.Banu Seçkin Yüksel, İstanbul:Varlık Yayınları.

Gosselın, P., Warren, M. & Dıotte, M. (2002). Motivation To Hide Emotion And Children’s Understanding Of The Distinction Between Real An Apparent Emotions, The Journal Of Genetic Psychology, 163(4), 479-495.

Jung, C.G. (1994). Bilinç Ve Bilinçdışının İşlevleri. Çev. Engin Büyükinal, İstanbul: Say. Aktaran: Arzu Uysal&Reyhan Demir, Duygusal Zeka Ve Yaratıcılık Sürecinde İki Kavram: Bilinç-İçe Yönelim, I.International Symposium Emotional Intelligence And Communication “On The Vision Of Perfection İn Professional Life, Ege Üniversitesi, Vol.1,  445-452

Kara, Ş. (2007). Fantastik Çocuk Kitaplarında Uzamın Imgesel Işlevi Ve Şiddet, Çankaya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Journal Of Arts And Sciences Sayı: 7.

Mutlu, E. (1994). İletişim Sözlüğü, Ankara: Ark Yayınevi.

Özarslan, E., (2007). “Çatışma Yönetimi Ve Duygusal Zeka İlişkisi: Üniversite Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma”, I.International Symposium Emotional Intelligence And Communication “On The Vision Of Perfection İn Professional Life, Ege Üniversitesi, Vol.1, Ss.172-180. 

Sayıl, M. (2001). Chıldren’s Drawıngs Of Emotıonal Faces. British Journal Of Development Psychology, 19, 493-505. Aktaran: Ergin, H. (2007). Çocukluk Döneminde Duyguların Gelişimi, I.International Symposium Emotional Intelligence And Communication “On The Vision Of Perfection İn Professional Life, Ege Üniversitesi, Vol.1, 420-431

Sroufe, L.A, Cooper, R.G., Dehart, G.B.&Marshall, M.E (1996). Chıld Development. U.Bronfenbrenner (Ed). New York: Mcgraw-Hill, Inc. Aktaran: Ergin, H. (2007). Çocukluk Döneminde Duyguların Gelişimi, I.International Symposium Emotional Intelligence And Communication “On The Vision Of Perfection İn Professional Life, Ege Üniversitesi, Vol.1, 420-431

 *Arabalar (İngilizce adi: Cars), Pixar Animasyon Studyolari yapımı, Walt Disney tarafından dağıtımı, 2006‘da yayınlanan Amerikali güldürü animasyon filmidir. Yönetmen, John LasseterJoe Ranft, Yapımcı, Darla K. Anderson, Oyuncular,(seslendirenler)Owen Wilson, Paul Newman, Bonnie Hunt, Larry the Cable Guy, John Ratzenberger, Joe Ranft, Michael Keaton, Richard Petty, Görüntü yönetmeni, Jeremy Lasky, Jean Claude Kalache, Film müzikleri, Randy Newman, Hans Zimmer, Yapım yılı, ülkesi, 2006, ABD, Yapım şirketi,hasan anmasyon studio, Dağıtım şirketi, Walt Disney Pictures, Süre,116 dk.

* Ice Age, Yönetmen, Chris Wedge, Carlos Saldanha, Yapımcı, Lori Forte, Senaryo yazarı, Michael Berg, Michael J. Wilson, Peter Ackerman, Oyuncular, (seslendirenler), Ray Romano (Manfred), John Leguizamo (Sid), Denis Leary (Diego), Tara Strong (Baby), Film müzikleri, David Newman, Yapım yılı, ülkesi, 2002, Amerika, Dağıtım şirketi, 20th Century Fox, Süre, 81 dk

* Buz Devri  Erime, Özgün ad,Ice Age: The Meltdown, Yönetmen,Carlos Saldanha, Yapımcı,Lori Forte, Senaryo yazarı,Peter Gaulke, Jim Hecht, Gerry Swallow, Oyuncular,(seslendirenler), Ray Romano (Manfred), John Leguizamo (Sid), Denis Leary (Diego), S.William Scott (Crash), Josh Peck (Eddie), Queen Latifah (Ellie), Chris Wedge(Scrat), Görüntü yönetmeni,Thomas Cardone, Film müzikleri, John Powell, Yapım yılı, ülkesi, 2006, Amerika Birleşik Devletleri, Süre,91 dk

* Kayıp Balık Nemo, Özgün ad, Finding Nemo (İng.), Yönetmen, Andrew Stanton, Lee Unkrich, Yapımcı,Graham Walters, Senaryo yazarı, Andrew Stanton, Oyuncular,(seslendirenler), Albert Brooks (Marlin), Ellen DeGenres (Dory), Alexander Gould (Nemo), Willem Dafoe (Gill), Film müzikleri,Thomas Newman, Yapım yılı, ülkesi,2003, Amerika, Yapım şirketi, Pixar, Dağıtım şirketi,Walt Disney Pictures, Süre,100 dk.

*İnanılmaz Aile Özgün ad The Incredibles (ing), Yönetmen, Brad Bird, Senaryo yazarı, Brad Bird,Oyunclar-,(seslendirenler), Brad Bird (Edna), Spencer Fox (Dash) Holly Hunter (Helen), Samuel L. Jackson (Lucius Best)Jason Lee Syndrome Craig T.Nelson Bob Parr Film müzikleri, Michael Giacchino , Yapım yılı, ülkesi, 2004, Amerika, Yapım Şirketi, Walt Disney Pictures [us] Dağıtım şirketi, Vision Productions [fr], Orijinal Dili, İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Süre,121 dk.

 [1] Büker, Seçil, Sinemada Anlam Yaratma, Ankara: İmge, 1991, s.30-31, Aktaran:  Sevil Uzoğlu Bayçu, Canan Uluyağcı, “Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği”, İletişim, 2005, Sayı: 21, http://66.102.9.104/search?q=cache:ay48YvHWH2sJ:www.ilet.gazi.edu.tr/iletisim_dergi/21/3.%2520makale.pdf+pierce+g%C3%B6stergebilim&hl=tr&ct=clnk&cd=9&gl=tr

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: