soyer

MEDYADA DUYGUSAL ZEKA YÖNETİMİ: “AŞK, SEVGİ VE DOSTLUK” MİT-LERİNİN TEMSİLİ

Giriş

Kapitalizm işleyişini, kendini ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel alanda sürdürmektedir. Bu işleyişe destek veren araçlardan biri olan medyada, ticarileşerek, kullandığı dilsel ve görsel öğeler yoluyla, toplumsal ve bireysel manipülasyonu güçlendirmektedir. Zira medya, niceliği ve niteliği önceden hesaplanmış bir tüketici kitlesine yönelik düzenlediği içeriklerin ve tasarımların tüketimini sürdürmek durumundadır. Andrew Wernick bugünün kapitalist düzeninin, tüketici kitleyi artık “üretilen” yani gerçek bir talebe yönelik arzdan çok, hayali bir talep’in arzı’na yönelmiş ve dolayısıyla tüketicinin üretimine kalkışmış görmektedir. Şükrü Argın, Wernick’in yaklaşımını şöyle aktarmaktadır;

“…(l)leri kapitalist gelişme boyunca, meta üretiminin globalleşip yoğunlaşması, (a) toplu üretim ve toplu pazarlamada, dağıtım, dolaşım ve mübadele uğraklarının karlılık ve büyüme açısından üretimdeki teknik ilerlemeler kadar stratejik bir hale gelmesinde, (b) metaların imajla kuşatılmasıyla, dolaşım ve üretim süreçlerinin birbiriyle örtüşmeye başlamasında oldukça ciddi bir ekonomik değişikliğe yol açmıştır. Bu bağlamda, (…) açıklayıcı iletişimin ‘üstyapısal’ alanı, hem bir sanayi hem de her şeyin satılmasının doğrudan bir yansıması olarak, metalaşmış ekonomik ‘temel’in bütünleyici işleriyle giderek daha fazla iç içe geçmeye başlamıştır”[1].

Wernick’in sözlerinde de görüldüğü gibi, artık tüketim için stratejik yaklaşımlar, metaların imajla kuşatılması ve iletişimin alt ve üst yapısının giderek iç içe geçmesi söz konusu olmuştur. Günümüzde giderek endüstri haline dönüşen medya artık, üretim kaygısı kadar tüketim kaygısı da çekmektedir. Bu nedenle, dergi içeriklerinde, gerek dil kullanımı gerekse görsel tasarımlar, toplumsal ve bireysel duygusal zeka yönetimi yoluyla tüketimin artırılma çabasında kullanılmaktadır.

Medyanın bu yaklaşımı, kentsel yapı içinde kitleleşen okuyucuya, ürettiği “medya kültürünü” aktarmasına ve söz konusu kitlelerin bu mesajlardan etkilenmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla medya, duygusal zekaya yönelik uyguladığı her türlü strateji ile medya kültürü içinde yer alarak bu durumu desteklemektedir. Kitle kültürü içinde popülerliği doğuran ve var olan kültürü işleyerek “yeniden sunumla” yaratan ve bir tüketim ideolojisi mantığını yerleştiren medya, alınıp satılabilen herkesin kolayca tüketebildiği bir endüstriyel üretim olan kitle kültürü ve onun gündelik versiyonları olan popüler kültürü yaşamın her alanını tanımlayarak yaygınlaştırmaktadır. Böylelikle çeşitli alanlarda yeni görünümler kazandırmaktadır.

Kitle iletişim araçlarından biri olan dergiler de, bu kültür içinde, iletilerini “medya formatı” içinde sunmaktadır. Bu formatlar içinde okuyucular, kimi zaman gerçekle kimi zamanda kurulan örtülü(gizli) ya da açık haber içeriklerindeki yapay gerçekliklerle karşılaştırılmaktadır. Kadın ve gençlik dergilerinde “yapay gerçekliklere” bağlanma sürecinin hızlı olduğu söylenebilmektedir. E.Fromm; “Kararlarımızın birçoğunu aslında biz vermiyoruz, bunlar bize dışardan telkin ediliyor, kararı bizim verdiğimize kendi kendimizi ikna etmeyi başarıyoruz, oysa gerçekte yalnızlık korkusu ve doğrudan doğruya hayatımızı, hürriyetimizi ve rahatımızı ilgilendiren tehlikeler yüzünden, başkalarının bizden beklemiş oldukları şeylere göre hareket ediyoruz[2] derken ve yapay gerçeklik içinde bireyin kararlarının kendine ait olmadığını, ancak bizden beklenilen şekilde davranıldığına da işaret etmektedir.

Medya kültürü içinde tüketime sürüklenen bireyler, çok geçmeden, çok sayıda ve çeşitte sunulan tüketim malları ve hizmetleriyle karşılaşmakta ve tüketici kimliklerini edinmektedirler. Dergi içeriklerinde tüketimi destekleyici stratejiler, dilsel ve tasarımsal olarak duygusal zekanın yönetimine dair işlemektedir. Dergi içeriklerde aşk, sevgi ve dostluğa ilişkin kurulan söylemler bu alanı destekleyici şekilde sunulmaktadır.

I. MEDYADA DUYGUSAL ZEKA YÖNETİMİ

Medyanın, duygusal zekayı harekete geçirecek öğeleri öncelikle dil ve tasarımdır. Medya içerikleri, tüketici kitlesinin beğenileri doğrultusunda[3], beğenilerin farkına varılmasını sağlayan, bu beğenileri kontrol eden ve bunları ustalıkla yöneten söz konusu dilsel ve stratejik yaklaşımlarla, uzun vadeli olarak hazırlanmaktadır. Yani medya içerikleri hazırlanırken, mutlaka hedef kitlenin analizi yapılmaktadır. Böylelikle, Pazar payını artırmaya çalışan her ticari işletme gibi medyada, ticari sürekliliğini sürdürecektir.

Duygusal Zekayı Goleman; “kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilmesi yetisi[4] olarak tanımlamaktadır*. Bu tanıma göre, yüz yüze iletişim sürecinde başkalarının duygularına empati kurabilen ve buradan aldığı geri bildirimleri, gündelik hayatında kullanabilen bireylerin söz konusu duygusal zekaya sahip oldukları kabul edilmektedir. Medyanın duygusal zekayı kullanım süreci de yüz yüze iletişim süreciyle kısmen benzerlikler göstermektedir. Medya, iletilerini alıcı olarak kabul edilen okuyucuya göndermektedir. Ticari bir kaygı gütmesi nedeniyle hedef kitlesinde bulunan tüketicilerin beğenilerini, isteklerini, tercihlerini, sorunlarını, vb. yaklaşımlarını bilerek hareket etmek ve bu yaklaşımları birbirinden kimi zaman aynı ve kimi zamanda ayrı tutarak düzenlemek zorundadır. Böylelikle okuyucuların beklentileri, işletmesinin işleyişine hız kazandırabilecektir. Ancak medyanın okuyuculara kendini kabul ettirebilme ve bu kabulü sürdürebilmesi sürecinde kullandığı duygusal zeka yönetimi başarılı oldukça, iletileriyle ulaştığı kitlenin üzerinde de manipülasyonu güçlenecektir. Günümüzde sıklıkla sözü geçen medya kültürü, popüler kültür ve tüketim toplumu kavramlarının, medyanın, söz konusu manipülasyonu duygusal zeka yönetimi ile de kontrol altına aldığı görülmektedir.

Dergilerin de, göstergeler, semboller, kodlar vb. kullanan önemli bir kitle iletişim aracı oldukları düşünüldüğünde, bir yandan sektörde kendini tanımlamak bir yandan da okuyucu kitlesinin yaklaşımlarını bilmek ve çözmek konusundaki başarıları, dergi alanındaki uzmanlaşmaları yani dergi türlerinin oluşmasını kolaylaştırmaktadır.

Dergiler türlerine göre, söz konusu duygusal zeka yönetimini, kullandığı dilsel stratejik yaklaşımlarda, okuyucuyla empati kurarak, onlara özdeşim alanları yaratarak, okuyucu sorunlarını dinleyerek, “biz”, “senli-benli”vb. dilsel tercihlerle haber dilini oluşturarak ve yakınlık sağlayarak, okuyucunun bilgi, beğeni ve kültürünü artırarak, okuyucunun merak ettiği verileri sunarak, okuyucu kimliğini yeniden tanımlayarak vb. oluşturmaktadır.

Eggins ve Ledema’nın kadın dergileri NW ve SHE üzerinde yaptıkları araştırmaya göre, dergilerin birbiri üzerinden benzer bir söylem kurdukları anlaşılmıştır[5]. Söz konusu söylem, araştırmada,

“a) Kadın görünüşünün tüketimi destekleyen yönü, b) Heteroseksüel sorumluluk c) Desosyalizasyon(Desocialization); toplumsal, sınıfsal, ekonomik ve eğitimsel background, etniklik açık olarak vurgulanmaz ancak sezdirilir, d)  Kişilik kazandırma, e)Çoklu-model benzerliği(Multi-model similarities); her dergide benzer özellikler kullanılır, örneğin, aynı renk ve biçimde kullanılan font kullanımları gibi.”

başlıkları doğrultusunda ayrımlanmaktadır.

Bignell’e göre de, kadın dergilerinde özellikle kapaklarda, kadın okuyucular “ikon” olarak sunulan bir diğer güzel kadına (star) bakarak özdeşim kurmakta[6] ve erkek okuyucular ise, karşı cinsin fotoğraflarına bakarak kadını arzu ve tüketim nesnesi kılmaktadır[7]. Her iki çalışmada da dergi türlerinin benzer söylemlerinin ve göstergelerin olduğuna işaret edilmesinden yola çıkarak, dergilerin tüketimi artırmak için belli duyguları maniple etmesi gerekmektedir. Büyük kitlelere hitap edilmesi amaçlandığından dolayı özellikle, aşk, sevgi ve dostluk duyguları, ticari pazarın tüketilen duyguları haline dönüştürülmektedir. Her üç duygu öncelikle kadın bedeninin tüketimi üzerinden incelenen haberler ile şekillenmektedir. Haber içerikleri, sıklıkla fotoğraf ve illüstrasyon, renk, tipografi gibi tasarımsal öğelerle de desteklenmektedir.

 

II. ARAŞTIRMA

Araştırmada, “Madame Figaro Türkiye, Instyle, Seninle, Seventeen” kadın ve gençlik dergileri ele alınmaktadır. Bu dergiler, gerek içerik gerekse tasarım yönünden, “aşk, sevgi ve dostluk mitlerinin” haberde nasıl kullanıldığı yönünde incelenmektedir. Söz konusu mitler ele alınarak gündelik yaşam içinde oluşan duyguların; a) yaratılması, b) farkında olunması, c) dışavurum (ifade) biçimleri, toplumsal sistemin öngörüleri temelinde ve niteliksel analiz yöntemi kullanılarak yorumlanmaktadır. Araştırmada, öncelikle başlıklar, üst başlıklar, alt başlıklar ve spotlar üzerinden ve daha sonra ise, kullanılan fotoğraflar, illustrasyonlar, grafikler, renkler vb. incelenmektedir. Zira okuyucu, dergi sayfalarında başlık ve fotoğraf kullanımından yola çıkarak habere yönelmekte, spotlar ile haberin konusunu anlayabilmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, başlıkların, spotların ve fotoğrafların öncelikli manipülasyon aracı olduğu kabul edilmektedir.

1. Aşk

1.1.İçerik İncelemesi

Kadın ve gençlik dergilerinde, aşk duygusu belli stratejiler doğrultusunda ele alınmaktadır. İncelenen dergiler üzerinden bakıldığında, aşk duygusuna yapılan vurguların gençlik dergilerinde, daha “aktif ve vurgulu”, kadın dergilerinde ise; belli bir romantizmi besleyecek şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Aşk duygusunu yaratan koşullar ise söz konusu dergilerde, farklılıklar ve benzerlikler olarak ayrımlanmaktadır. Dergilerin benzerlik noktasının; moda ve tüketim kültürü üzerinden, farklılığı ise, dilsel ve tasarımsal yönden vurgulanış biçimiyle olduğu görülmektedir.

Aşk duygusunun yaratılma çabaları haber içeriklerinde, öncelikle kadının kendi cinsini ve karşı cinsi tanımasından hareketle incelenmektedir. Bu süreçte haberlerin; moda haberleri, fallar, burçlar, testler yoluyla, kadınların ve genç kızların bireysel ve toplumsal konumunu ortaya çıkaracak tarzda sunulduğu görülmektedir. Haberlerde, kadının öncelikle aşk duygusunu yaşayabilmesi için, kendine (bedenine) ait beğeni duygusu oluşturulmaya çalışılmaktadır.  

1.2.Beğeni Duygusunun Yaratılması

Kadın dergilerinin sayfaları yavaş yavaş çevrildiğinde, ağırlıklı olarak moda ve mesleklerinde başarılı olmuş ünlülerin(starların) hayatlarıyla ilişkili haberlerin ele alındığı görülmektedir. Beğeni bütünleştirici bir sınıflandırma prensibi olarak Bourdieu tarafından tanımlanır: “Beğeni, ayrıca, psikolojik ve fizyolojik olarak bedene giren, hazmedilen ve bastırılan her şeyi seçer ve düzenler”. Bourdieu’ya göre, ‘beden, sınıfsal beğeninin tartışmasız maddileşmesidir[8]” Özellikle moda haberleriyle birleştirilen ünlülerin hayatları, kadınların kendilerini bu hayatlarla özdeşleştirme imkanı vermektedir. Kurulan özdeşim noktaları, starların kıyafetleri, davranış biçimleri, alışkanlıkları ve beğenileri üzerinedir. “Biz” dili yaratılarak kurulan bu haber içerikleri; “Kate gibi olmak[9]” başlıklı haberde de görülmektedir. Haberin spotunda kullanılan “biz” dili ile genel olarak kadın kitlesine yönelik bir yaklaşım sunulmaktadır.

“hangimiz istemeyiz ki! Diğer moda ikonları gibi Kate Moss da kış sezonu trendlerini çoktan kullanmaya başladı bile.(..)Ve en az onun kadar harika görünmek! [10]

sözleri ile oluşturulan spotta, kadın okuyucular, modanın takipçiliği içinde, beğenilme duygusunun önemine doğru yönlendirilmektedirler. Yani, “Hangimiz istemeyiz ki” sözü, her kadının böyle bir isteği olduğu ve modaya uygun giyinmenin ya da trendleri yakalamanın her kadın için önem arz ettiği çoktan kabul edilmiş olarak vurgulanmaktadır. “en azından” “onun kadar harika görünmek!” sözleri ile ise, kadının yakalamak istediği moda ve beğeni çizgisinin yükseltilmesi söz konusu olmaktadır.

Dergilerde kadının bu beğeniyi oluştururken, feminen çizgileri taşıyan sunumuna önem verildiği de anlaşılmaktadır. Zira erkeksileştirilmiş kadın görüntüsünden çok, “aşk kadını, sevgili, çekici ve güzel kadın” modelinin ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Öyle ki, “kot” kullanımına ilişkin haberlerde bile, genç kadının feminen tarzı ve gündelik yaşam içinde nasıl şık olabileceği yolunda verilerle karşılaşılmaktadır. Bu sunum, “Kot romantizmi[11] başlıklı haberde de görülmekte ve haberin spotunda,

“Kot giysileri günün her saati keyifle taşıyanlar için sezonun gözdelerini seçtik. Feminen çizgilerin hakim olduğu modeller, rahatlık kadar şıklığı da ön plana çıkarıyor[12]”.

denilmektedir. “Kot romantizmi”, tekstil endüstrisinin romantizm unsurunu kullanarak haber içeriklerinde yerleştirildiğini de göstermektedir. Gündelik yaşamda kullanımı kolay bir giysi olan “kot”, romantizm içinde aşkın sembolü olarak özne durumuna taşınmaktadır. “Günün her saatti keyifle taşıyanlar için” sözleri, bu giysinin, giysilerin saat dilimleri içinde ayrımlanmış kullanım biçimlerine işaret etmekte ve adeta bu sınırları “kot” kullanımı üzerinden muğlaklaştırmaktadır.

Dergi içeriklerinde yukarıdaki iki haberi destekleyen birçok moda haberine rastlanılmakta ve bu haberlerin kimi zaman haber içeriklerine ve fotoğraflarına “örtük” bir biçimde serpiştirildiği kimi zamanda ise “açık” olarak “Moda haberleri[13] başlığı altında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Instyle dergisi de bu kapsamda; saat, giyim, çanta, ayakkabı, terlik, güneş gözlüğü, iç çamaşırları, vb. markaların tanıtım haberlerini sayfalarına taşımaktadır. Bu noktada önemli olan, aşk ve beğeni duygusunun bu ürünler üzerinden sunulmasıdır. Bir yandan bu ürünleri kullanarak yakalanabilecek faydalar anlatılarak özdeşim noktaları yaratılmakta ve bir yandan da tüketim kültürü, haber içeriklerinde gizli/örtülü ya da açık vurgulanmaktadır.

İçeriklerde, karşı cinse olan beğeniyi yakalamak, yine kadının kendine özen göstermesi gerekliliği ile vurgulanmaktadır. Yani kadın, bakımlı olmalıdır. Bu konuya ilişkin araştırmada birçok veriye rastlanılmaktadır. Kadın gerek kıyafetlerinin bakımı, gerek cilt ve vücut bakımı gerekse de saç bakımı ile özenli olması yönünde uyarılmaktadır. Seninle dergisinde yer alan bir haberde, “Her yaşın bakımı ayrı (üst başlık). Cildiniz bu yıl sizden ne bekliyor?[14] başlığı ile kadınların, bir yandan cilt bakımı üzerindeki temel bilgileri yinelenirken, bir yandan da niçin bakımlı olmak gerekliliği de vurgulanmaktadır. Haberin spotunda,

“her yaşta güzel görünmek, kalıtımla veya şansla mı ilgili? Elbette ki hayır! Yaşınızın ihtiyaçlarına doğru bakım yöntemleri ile cevap verebilirsiniz, sonsuz güzelliği yakalayabilirsiniz[15]

denilmekte ve spot “her yaşta güzel görünmek” yaklaşımı ile ilgi çekici hale getirilmektedir. Zira güzelliğin katılımla değil, kozmetik dünyasının ürünleriyle de yakalanabileceği “Elbette ki hayır! (…) bakım yöntemleri ile…(…) sonsuz güzelliği yakalayabilirsiniz” vurguları doğrultusunda ön plana çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Derginin güzel olma ve beğenilme duygusunu, endüstrileşmiş bir sektörün ürünlerine yönlendirici ve sonsuz güzelliğin yakalanmasına ilişkin mitleştirilmiş güzellik yaklaşımı benimsediği görülmektedir. Yine benzer haberlerde, “Vücudunuzu Sevin” Starların sağlıklı beslenme ve egzersiz tüyoları… Nasıl besleniyorlar, nasıl motive olmalı, yardım alın, ne spor yapıyorlar?”[16] başlık ve spotunda da görüldüğü gibi, beğenilme duygusunun, bireysel olarak kendi vücudunu tanımanın önemiyle birleştirildiği dikkat çekmektedir. Bu konuya destek veren haberlerin, özellikle saçlarla ilgili ön plana çıkarılan içeriklerde de “Herkes sarışın olabilir[17]” başlığı ve “Sarışın olmayı düşündünüz mü? Ünlülerin kuaförleri, her saç rengine uygun renk açma tüyolarını sizinle paylaşıyor.” spotu ile beden üzerinde kurulan içeriklerin sürdürüldüğü söylenebilmektedir. Beğenilerin sarı saçlı kadınların üzerinde yoğunlaştırıldığı bu tür haberlerde, “Starlardan saç hileleri![18]” başlığında ele alınan haberde olduğu gibi ve ön plana çıkarılan spotta;

“Görüntünüzü ufak bir değişiklikle tamamen yenileyin (yıldızlar bile artık bunu yapıyor). İşte sizi tekdüzelikten kurtaracak, birbirinden değişik 10 öneri! Hem de ünlülerin stilisti Ken’den”.

denilerek, aslında dış görünüşün çok önemli olduğuna işaret edilmektedir. Modern kadının, gündelik yaşamında uygulaması gerekli olduğu düşünülen, birçok bakım stratejisinin varlığına olduğuna ilişkin vurgunun, her haberde tekrarlanması, kadının tüketici olarak ve tüketilen kadın olarak ele alındığını da gözler önüne sermektedir. Haber içeriklerinde yapılan her değişikliğin kadının tekdüze olduğu düşünülen hayatını farklılaştıracak bir değişiklik olduğu da belirtilmektedir. Söz konusu tekdüzelik; başka bir haberde, “Yıldızların Sırları[19] başlığı ve “Her zaman mükemmel görünmenizi sağlayacak bir stilistiniz olsun istemez miydiniz? İşte size ünlülerin stilistlerinden çok özel hileler…” spotunda da ele alınmakta ve bu tekdüzeliğin ünlülerin stilistlerinin sunduğu öneriler doğrultusunda değiştirilebileceği aktarılmaktadır.

Beden üzerinde yapılan önerilerin yalnız haber içerikleriyle değil, aynı zamanda dergilerin kendi yaklaşımlarıyla da biçimlendirildiği görülmektedir. Bu durum, açılan testler ve yarışmalarla da desteklenmekte ve konuya ilişkin, “Hollywood’un En iyi vücutları[20]” başlıklı haberde ve spotta,

“Biz adayları belirledik! Instyle okurları seçin. İşte en iyi vücut oylamasının sonuçları!” İşte en iyiler…Kazananların formlarını koruma yolları ve sizin de kullanacağınız tüyolar..” En iyi vücut, En iyi kıvrımlar, En Şekille Kaslar, Jean’i En iyi Taşıyan, Kırmızı Halıya En çok Yakışan, En iyi kollar, Bikininin En çok yakıştığı vücut, kendine en çok güvenen, en çekici minyon, güzelliğinin en doruğunda, en seksi anne”

denilerek, “tüyolar” verilmekte, bedene ilişkin detaylandırılmış seçimler yoluyla, güzelliğin pek çok yönden özdeşim noktası oluşturan yanları vurgulanmaktadır. Yani kadın, en iyi kıvrım, en iyi kol, bikini kullanımı vb. yönlerden kendisine yakın olan güzellik ile özdeşim oluşturacak, kendi bedenini bu doğrultuda “iyi ya da kötü” olarak değerlendirebilecektir. Dergide kötü olan yanlara ilişkin düzeltilmesi gerekli çözüm yolları da daha önce belirtildiği gibi verilmektedir.

Haber içeriklerinde kadın bedeninin yeniden inşası edilmesinin ardında, aşk duygusunun daha ayrıntılı incelendiğini söylemek mümkündür. Aşkın tanımları ve aşka ilişkin duyguların sunumu kimi zaman psikolojik kimi zamanda tüketim ile birleştirilen unsurlarla ele alınmaktadır. Haberlerde, “Aşkın kimyasını bilmek zor değil.(üst başlık) Hangi erkeği niye seviyoruz?[21] başlığında görüldüğü gibi “karşı cinsin” tanımıyla da ön plana çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Aşk sadece kadın ile değil, erkeğin de incelendiği bir noktaya taşınmaktadır. İkili olarak ele alınan aşk duygusunda, haberin spotu;

“Aşk nerede başlar; kalpte mi, beyinde mi?. Ne denirse densin; aşkın kendi kimyası içinde belli yasaları olduğunu unutmayın. Belki ilişkinizin geleceği bu yasalarda gizlidir.”

cümleleriyle ile kalp ve beyin ilişkisini de sunmaktadır. Ancak dikkat edildiği gibi derginin konuya müdahalesi, “Ne denirse densin; aşkın kendi kimyası içinde belli yasaları olduğunu unutmayın” sözleri ile olmaktadır. Yani kalp ya da beyin arasında verilecek yanıt için, derginin umursuz ve ısrarcı tutumunu görmek mümkündür ve bir manipülasyon söz konusudur.

Bir diğer haberde, “Baharda çiçek açan duyular (üst başlık) Erguvan mevsiminde aşk[22] başlığı ile aşkın tarifi, bahar mevsimi, çiçekler ve güzellikler doğrultusunda ön plana çıkarılmakta ve manipülasyon haberin spotunda, “İnsan bazen yaşamdan biraz zaman çalmalı kendine. Ruhu onu nereye götürüyorsa, ayakları oraya gitmeli….ve teslim olmalı yaşamın tatlı süprizlerine…” sözleriyle yapılmaktadır. Söz konusu manipülasyon, genel bir kitleye hitap etmekte ve kişilerin gündelik hayatlarından ve yoğunluklarından kurtulmanın bir çıkış noktası olarak gösterilmektedir. Özdeşim kurduğu mekanın “ruhu nereye götürürse” sözü ile belirsizleştirildiği anlaşılmaktadır. Zamanı ve mekanı belli olmayan adeta bir hayal dünyasına geçiş yapmayı, edebi bir dil ile aktaran haber içeriği, söz konusu rahatlama alanını teşvik eder şekilde düzenlenmiştir.

Mekanların belirli kılındığı ve aşıkların birbirlerine “ulaşılamamalarının veya ulaşabilmelerinin ön plana çıkarıldığı” aşklar üzerinde durulduğu verilere rastlanılmaktadır. Bu haberler,  “Şırnaktan İstanbul’a (üst başlık) Bir aşk köprüsü[23]” başlıklı haberde de görüldüğü gibi, mitleştirilmiştir. Zira masallardan veya anlatılardan yola çıkılarak tanıdığımız “Leyla ile Mecnun, Romeo ve Juliet” gibi birçok eserin aşkın betimlenmesinde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Kavuşamayan ya da kavuşmaların hüzünle biten bu aşkların öykülerinin aksine, kavuşabilmek ve mutlu sonu yakalamak hususu, haber içeriklerinde yüceltilmektedir. Haberin spotunda ve fotoğraf altında aşk şöyle aktarılmaktadır;

“Yıllardır öteki yarılarını arayıp duran bir adam ile bir kadının tesadüf sonucu karşılaşması…Ve bambaşka yaşamlardan gelmelerine rağmen, yaşadıkları büyük aşkın gerçek öyküsü.” Fotoğraf altı; Sınırların ötesinde..Bazen hayallerimizdeki adam ya da kadın hiç beklemediğimiz bir anda çıkıverir karşımıza, işte o zaman aşk sınır tanımaz.

Yukarıdaki metinde, aşk; “yıllardır öteki yarılarını arayan”, “büyük aşkın gerçek öyküsü”, “sınırların ötesinde”, “beklemediğiniz anda çıkıverir”, “aşk sınır tanımaz” kelimeleri ile, “eş olma durumu, gerçekliği, ulaşılamazlığı, ani oluşu” gibi açılardan vurgulanmaktadır. Yine bir başka haberde, “Aşkı anlatmak için..Tek bir gülüş yeter[24] başlığı ile aşk, gülüş yani mutluluk üzerinden tanımlanmaktadır. Haberin spotunda ise; “Bir bakıştan aşk olurda bir gülüşte aşk olmaz mı hiç? Ve o gülüş bize hiç bilmediğimiz bir dünyanın kapılarını açar belki de. İçinde aşk olan bir dünyanın” açıklamasıyla aşkın, gerçek dünyada varlığı ve bu aşkı bu dünyada yakalamanın mümkün oluşu aktarılmaktadır. Görüldüğü gibi, derginin bakış açısına göre, aşkın mitleştirilmesi ve yüceltilmesi söz konusudur.

Aşkı yakalamak ve onu sürdürebilmek üzerine yazılan içeriklerde de, aşkı yakalamanın “zorluğu ancak sürdürebilmek için belli sırların olduğunu” dergi bilgi olarak vermekte ve haberin ilgi çekicilik özelliği kullanılarak aktarılmaktadır. “Onu elinizde tutmak aslında çok kolay.(üst başlık). Bunları yaparsanız sizi asla terk edemez[25].” başlığı ile sunulan haberin spotunda;

“gülünü seven dikenine katlanır. Diyoruz ama erkekler pek fazla dikenden hoşlanmıyor. İlişkiyi bitirmeye karar verdiklerinde, çoğu zaman geri dönüşü olmuyor. Aşkınızı vazgeçilmez kılmak için, işte en güçlü panzehirler”

şeklinde aktarılmaktadır. Erkeklerin “pek fazla dikenden hoşlanmıyor” sözü ile erkeklerin karşı cinse olan tutumları belirlenirken, ilişkilerinden karar verdiklerinde geri dönmeyişleri dile getirilmektedir. Dolayısıyla kadının, erkeği elinde tutma becerisinin ipuçları “işte en güçlü panzehirler” kelimeleriyle etkili bir şekilde tanımlanmaktadır. Bir başka haberde de, kadın erkek ilişkisinde, öncelikle, kadınlara yönelik bir sesleniş görülmektedir. İlişkiyi ayakta tutacak unsurların farkına varılması sağlanmakta ve “İlişkide eski heyecanını kaybedenlerdenseniz (üst başlık) bu gece sevişmek için 4 iyi nedeniniz var[26]başlığı ile bu unsurlar maddeler halinde sunulmaktadır. 4 iyi nedenin spotta tekrarlandığı ve “Yıllardır birlikte olduğunuz, aşık olarak evlendiğiniz eşiniz…Artık onu arzulamıyor musunuz? Öyleyse bu düşünceyi aklınızdan çıkarma vakti geldi. Çünkü onu, eskisi gibi çekici bulmanız için nedenleriniz var” cümleleriyle haber, aşkı sürdürmek üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Kadın dergilerinde olduğu gibi gençlik dergilerinde de aşk duygusuna dair veriler izlenmektedir. Buna verilerin ışığında, söz konusu dergi içeriklerinde, kadının daha aktif ve etkin bir yaklaşım içinde bulunmasının öğütlendiği anlaşılmaktadır. “Cesur olun, öne çıkarın![27] cümlesini taşıyan başlıkta ‘cesaretli olunması gerekliliği”, öncelikle kadın vücudunu tanımakla ilişkilendirilerek vurgulanmaktadır. Haberin spotunda “Cesur kızlara vücutlarının en beğendikleri bölümünü nasıl öne çıkardıklarını sorduk. İşte kendi bedenleriyle barışıp onu en iyi şekilde kullanan kızlardan ipuçları.” denilmekte ve “en beğendikleri” şeklindeki bedensel vurgunun önemi aktarılmaktadır. Kadın ve gençlik dergilerinde öncelikle bedene yapılan vurgunun ve bedenin beğenilen yerlerinin ön plana çıkarılışı dikkati çekmektedir. Genç kızlarında erkeği tanımak ve onu elinde tutmak becerisi, erkek memnuniyetinin sağlanması üzerine kurulmaktadır. Örneğin haberde, “Aşk..Onu güldürün[28] başlığı ile geleneksel olarak dünyada kutlanan “1 Nisan Şaka Günü” dolayısıyla erkeğin mutlu kılınma görevinin kadına düşen rolü hatırlatılmaktadır. Haberin spotunda;  “1 Nisan’da hazırladığınız zeki espriler ve eğlenceli şakalarla sevgilinizin kalbine giden yolu iyice açın…” denilmekte ve kadının yapacağı “zeki” espriler ve “eğlenceli şakalara” vurgu yapılmaktadır.

Aşkın içinde olması gerekli ancak romantik duygularla biçimlenmiş cinselliğe yapılan vurgularda ise, erkeğin daha aktif bir rol alması gerekliliğini vurgulayan “En güzel öpüşen siz olun[29] başlığını ve “sevgili erkek arkadaşım…Kızların hayal ettiği tarz öpüşme böyle oluyor:” spotu görülmektedir. Ancak bu cümlelerde, erkeğin yine bir kadın tarafından isteklerinin açıkca belli edilmesi doğrultusunda harekete geçirildiği yani kadının bakış açısının “sevgili erkek arkadaşım…öpüşme böyle oluyor” şeklindeki seslenişlerle yönlendirildiği anlaşılmaktadır. Bir başka haberde de, “Erkekleri tanıma rehberi[30] başlığı ve “Hoşlandığınız erkeğin yaşını öğrenin ve hazırladığımız rehberle onu daha yakından tanıyın.” cümleleriyle, kadınların karşı cinsi tanıma gerekliliği belirtilmektedir. Öyle ki, yaş gruplamalarına bağlı olarak; 15 yaşındaki erkeklere olarak yaklaşımlar; a) ilk hareketi siz yapın, b) arabası olmadığını unutmayın, c)ona yol gösterin şeklinde verilmektedir. Yani 15 yaş erkeğine olan yaklaşımda genç kızların bulunması gereken davranışları “ilk hareket ve yol göstericilik” üzerinden aktarılmaktadır. 17 yaş grubu erkeklere yaklaşım ise; a) onu daha yakından tanıyın, b) internette sohbet edin, c) baş başa kalın tavsiyeleri ile ve 19.yaşındaki erkekler için ise ; a) özel olduğunuzu hissettirin, b) farklı bir randevu ayarlayın, c) seks konusunu ortaya atın cümleleriyle maniple edilmektedir. Haberde tavsiyelerin; kaçan kovalanır, maceraları sevin, kendinizi meşgul edin, yaratıcı olun, umursamaz davranın, gülümseyin şeklinde spot haberler olarak düzenlendiği de görülmektedir. Söz konusu haberde, ayrıntılarıyla verilen bilgi, erkekleri tanıma girişimi üzerinedir ancak genç kızların yapmaları gerekenler kalıplaştırılmıştır.

1.3. Aşk; Özgür Kadın ve Baskı Altındaki (Ezilmiş) Kadın üzerinden aşk

Haber içeriklerinde aşk duygusu, bir yandan “aşık olma ve beğenilme” duygularıyla birleştirip, beden üzerinden tükettirilirken, bir yandan da modern ve geleneksel kadın, “modern kadının; özgür, bağımsız”, geleneksel kadının ise “modernleşme çabası içinde olan” kimlikler olarak inşa edilmesi yönündedir. Böylelikle, bu haberler üzerinden de değinilen sorunlar ve çözüm önerileri doğrultusunda, mutluluğun ve aşkın yeniden tanımlandığı anlaşılmaktadır. Örneğin,  “Boşandı ve esaretten kurtuldu(üst başlık) Yeniden doğmuş gibiyim[31] başlıklı haberde, “Zeynep K, hayattan zevk alan, neşeli bir insanken, kocası yüzünden nasıl benliğinden vazgeçme aşamasına geldiğini anlatıyor” cümleleriyle süren spotta da kadınların karşı cins tarafından ezildiği ve hayattan zevk alan bir kadının evlendikten sonraki mutsuzluğu dile getiriliyor. Ancak “yeniden doğmuş gibiyim” cümlelerinde, kadının boşandıktan sonra kendi kimliğine kavuştuğunu ve bundan memnuniyet duyduğu vurgulanmaktadır. Haber içeriklerinde evlilik, sevgi, aşk, mutluluk kadar, anlaşamama durumlarında ise, boşanmanın, doğal bir süreç olduğuna dair verilere de rastlanılmaktadır.

Kadınların erkekler tarafından ezildiğine dair haberlerden biri de, “Sürekli kusur bulmasından bıktım(üst başlık) Ne yapsam kocama beğendiremiyorum[32] başlıklı haberdir. Haberin spotunda,

“Yemeğin tuzu az olmuş, gömleklerimin yakası iyi ütülenmemiş, Hasan’ın karısı çok şık giyiniyor, bir de senin şu giydiklerine bak.. Eşinizin sizi sürekli eleştirmesinden şikayetçiyseniz, onun bu davranışlarındaki ana nedeni çözerek, ilişkinizi daha mutlu yaşayabilirsiniz”.

denilmektedir. Haberde ayrıntı bir şekilde habere konu olan kadının, bir erkeğin şikayetleri altında “ezilen kimliği” vurgulanmakta ve erkeklerin niçin böyle bir davranışta bulunduklarına dair “bu davranışın ana nedenini çözerek ilişkinizi daha mutlu yaşayabilirsiniz” cümleleriyle çıkış yolları öğütlenmektedir. Derginin, dikkat edildiğinde, kadınların “sorununu çözmek” için çaba sarf etmelerine yönelik bir yaklaşım sergilediği ve evliliğin sürdürülmesine yönelik destek verdiği görülmektedir. Kadın sorunları aynı zamanda romantizm ve cinsellik, yeni eş sorunlarıyla ilgili de ele alınmaktadır. Haberde, “Kadın romantizm istiyor, erkekse cinselliği yaşamak…(üst başlık). Beni sekse zorluyor[33]” başlığı ön plana çıkarılmakta ve erkek-kadın bakış açısının ayrımı ile cinselliğin açıkca belirtildiği “sekse zorluyor” kelimelerinin kullanıldığı bir stratejiksel yol izlenmektedir. Haberin spotunda;

“Zerrin P.(30) Romantik bir ilişkinin özlemini çekerken, eşi bunun gerekliliğine inanmıyor ve onu her fırsatta sekse zorluyordu. İlişkileri çatırdamaya başlayınca, bir uzmana başvurma kararı aldılar.”

denilmektedir. Başlıkta ve spotta, okuyucunun habere yönlendirilmesinin “her fırsatta sekse zorluyordu” kelimeleri ile ortaya çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Ancak yine derginin “uzmana başvurma kararı aldılar” cümlesini ön plana çıkarması, sorunun çözümü için modern bir yaklaşımı onayladığı da göstermektedir. Haberde dikkati çeken diğer bir kullanımda, kadının soyadının kısaltma olarak verilmesidir.

Dergi içeriklerinde, ezilen ve sorunları olan kadınların yanı sıra başarılı kadınların başarıları* ve hayat öyküleri de ele alınmaktadır. “Adım adım başarı[34] adlı haberde bu sürecin ağır ama emin adımlarla olduğuna vurgu yapılmakta ve spotta;

“Özge Özberk, oyunculuk kariyerinde emin adımlarla ilerliyor. Her ne kadar rol gereği sinemada ve televizyonda dönem kostümleriyle karşımıza çıksa da, tercihi etnik kıyafetlerden yana. Patrik elbiselere hayır demeyen Özberk, oranj, sarı, mor gibi parlak renklerle kendisini mutlu ve enerjik hissediyor”

cümleleriyle, kariyer yapan bir kadından bahsedilmektedir. Ancak okuyucuyla kurulan özdeşim noktası, sanatçının kullandığı kıyafetler ve modaya ait renk beğenileri üzerinden olmaktadır. Burada ciddiye alınması ve vurgulanması gerekli olduğu düşünülen “başarı öyküsünün”, kıyafet beğenileri doğrultusunda yumuşatıldığı söylenebilmektedir.

2. Sevgi

2.1.      Anne-çocuk ilişkisi

Dergilerde, anne-çocuk sevgisine yönelik haberler, “anneliğin önemi, hamilelik, doğum yöntemleri, çocuğun yetiştirilmesi, çocukların gelecekleri üzerine duyulan kaygılar, çocuğun spora yönlendirilmesi, anneler günü, anne-baba ve çocuk üçgeni, çocuk yetiştirirken teknoloji kullanımı, süper anneler vb” konular çerçevesinde ele alınmaktadır.

Anne-çocuk ilişkisi haber içeriklerinde, anneliğin önemi ve sorumlulukları baskın olarak işlenmektedir. “Okşamalı, konuşmalı ve müzik dinletmelisiniz (üst başlık). Bebeğim beni karnımdayken de hissediyor[35] başlıklı haberde, anne sevgisinin okşamak, konuşmak, hissetmekle ilişkili olduğu vurgulanmakta ve haberin spotunda “Biliyor musunuz, siz hamileyken bebeğiniz kendisiyle konuşmanızdan ve onu sevmenizden çok büyük keyif alıyor…” denilerek, anne-çocuk bağının, anne karnında kurulduğu aktarılmaktadır. Dergi, Anne sorumluluğuna ilişkin, “Anneler doğum yöntemlerini masaya yatırdı (üst başlık). Normal doğum mu, sezaryen ameliyatı mı?[36]” başlıklı haberde hamileliğin başarılı bir şekilde sonlandırılması için annenin üzerine düşen görevlerin aktarıldığı bir tartışmayı ön plana çıkarmaktadır. Haberin spotunda,

 “Sevtap K.Solmazer ve Şule Bahar sezaryen ile doğum yapmışlar. Özden T. Kapar şu an hamile ve ne şekilde bir doğumla anne olacağına henüz karar verebilmiş değil..Gülşen Aşık ise, her iki yöntemi de denemiş.”

denilmekte ve farklı yöntemler vurgulanmaktadır. Çocuğun doğum sonrası sorumluluğunun anne üzerinden devam ettirildiği haberlerde, “Karakterine ve yaşına dikkat (üst başlık) Çocuğuma hangi spor uygun?[37] başlıklı haberde* de görüldüğü gibi “çocuk ve spor ilişkisi” ve çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişiminin takibi hususları ön plana çıkarılmaktadır. Yine başka bir haberde, çocukların geleceğine ilişkin endişeler, “En çok nelerden endişe duyuyoruz.(üst başlık) Çocuklarınızın geleceği her şeyin üzerinde[38] başlıklı haberde verilmektedir. Anneliğin, spotta belirtildiği gibi “Sebepli sebepsiz yere hayata dair bazı endişelerimiz olabiliyor. Bazen çocuklarımızken endişe konusu bazen de maddi sıkıntılarımızdır..Fakat en çok ne için kaygılanıyoruz?” cümlelerinde gelecek kaygısını sadece ruhsal değil, maddi imkansızlıkların varlığına ilişkin duyduğu belirtilmektedir.

Derginin bir yandan da özel kuruluşlar veya projeler doğrultusunda annelerin yanında olunduğuna dair duygusal bir bağ oluşturma çabası içinde olduğu görülmektedir. “Üstün zekalı çocukların anneleri(üst başlık). Bu çocuklar bize bir armağan[39] başlıklı haberde, spotta açıklandığı gibi “İstanbul’daki bir devlet okulunda, üstün zekalı çocuklara bir proje çerçevesinde özel eğitim veriliyor. Bu üstün yetenekli çocuklar hem kendileri gibi olanlarla, hem de diğer normal çocuklarla birlikte, farklı bir eğitimden geçiyorlar” cümleleriyle, anneler bilgilendirilmekte, projeler doğrultusunda yardımcı olunduğu belirtilmektedir.

Yine içeriklerde, anne-genç kız ilişkisine ve sevgisine dayalı haberlerin verildiği görülmektedir. “Benim annem bir tane (üst başlık)..Bir örnek giyindik sevgiyle[40] adlı haberde, moda sayfasını ön plana çıkaracak şekilde, bir yandan kullanılan giysilerin fiyat ve markaları sunulurken, diğer yandan da bu ilişkinin benzerlikler ve sevgi, anlayış temelinde nasıl kurulduğu açıklanmaktadır. Bu doğrultuda, annelerin söz konusu sıkıntılar içinde “bir mutluluk kapısı” açtığı düşünülen, anneler günü kutlamaları önem kazanmakta, çocuklara seslenen ve annelere alınacak hediyeleri tüketim kültürü üzerinden oluşturan haberlere de rastlanılmaktadır. “Hediyeniz hazır mı?(üst başlık) Annelerin en güzeline[41] başlıklı haberde, “Anneler günü için işlevsel bir hediye arıyorsanız, size yardımcı olmak istiyoruz. İşte firmaların özel ürünleri, işte bugüne özel kampanyaları…” cümleleriyle, anneler için alınacak hediyelerin listesi derginin kılavuzluğu doğrultusunda aktarılmaktadır.

Anne çocuk ilişkisinin yanı sıra, kimi haber içeriklerinde konuya ilişkin söz sahibi olduklarını hatırlatan “baba” özneli haberlere de rastlanılmaktadır. Çocuğun oluşması kararı ya da babanın sorumlulukları üzerine haberler yine de annelere yöneltilen sorumluluklar kadar çok sayıda değildir. “Çocuk sahibi olmak sadece kadının kararına mı bağlı? (üst başlık) Doğurmak hakkınsa, çocuğu istememekte benim hakkım![42]”, başlıklı haber ve “Amerika’da erkekler baba olmama özgürlüklerini savunmak için eşlerine dava açıyorlar. Bu hakkın, Türk erkekleri içinde geçerli olması gerektiğini savunan Gürkan Işık, ‘Anne olmak bir kadının en doğal hakkı” diyen Gül Fidan Akdeniz ile bu fikrini tartışıyor” cümlelerini taşıyan spotta, hem erkek hem de kadın bakış açısı yansıtılarak verilmektedir.

3. Burçlar ve Testler

Kadın ve Gençlik dergileri haberler içeriklerinin yanı sıra duygusal zekayı burçlar ve derginin hazırladığı testler üzerinden yönlendirmektedir. Burçlar, özelliklerine uygun içeriklerle düzenlenirken, öncelikle aşk, iş ve sağlık olarak ayrımlanarak sunulmakta[43] ve gündelik yaşama ilişkin bakış açısı “üçlü” olarak kalıplaştırılmaktadır. Burçların standartlaştırılmış içeriklerinin yanı sıra tasarımsal yaklaşım bilinen boğa, koç, yay, aslan vb. simgelerinin dışına çıkılarak, kadın illustrasyonlarını kullanmak tercih edilmektedir. Bu alanda, bir yandan estetik bir yandan da tasarımsal olarak kadın okuyucunun ilgisini çekme kaygısı güdüldüğü izlenmektedir. Bir başka burçlar köşesinde –ki Yıldız falı olarak adı geçmektedir-diğer dergiden farklı olarak illustrasyon yerine ünlülerin resimleri konulmakta ve hangi ünlü söz konusu tarihte doğmuş ise, örneklendirilmektedir[44].

Dergilerin hazırladığı testler ise, kişisel olarak kendinizi tanıma ve sosyalleşme süreçlerine dair konular tercih edilmektedir. Örneğin, “Ne kadar cesursunuz?” başlıklı testte, “Dikkat çekmek için zaman zaman dış görünüşünüzde değişikliklere gitmeniz gerekir. Peki bunu yapacak cesaretiniz var mı?.sorusu ile kişilerin, hayat tarzları, “monoton bir tarzınız var, deneme aşamasındasınız, hiç korkmuyorsunuz” şeklinde sonuçlara bağlanarak aktarılmaktadır. Yine bir başka örnekte; “Kendinize nasıl davrandığınızı test edin (üst başlık) Bugün kendiniz için ne yaptınız[45]?” başlıklı testinde ele alınmakta;

 “Yoğun iş temposu sorumluluklar, sürekli yakınlarınızın ihtiyaçları derken, kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?. Yoksa kendiniz için küçücükte olsa iyi bir şeyler yapmak, vicdan azabı duymanıza mı yol açıyor? Testimiz sayesinde kendinizi ne kadar düşündüğünüzü görebilirsiniz.

cümleleriyle aktarılan spotta, okuyucu “kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?”, “vicdan azabı”, “testimiz sayesinde” kelimeleri ve sorularıyla teste yönlendirilmektedir.

Bireylerin sosyalleşme sürecine ilişkin testleri de ilgi çekmektedir ancak bu testlerde kadınların ev-içi rolleri ön plana çıkarılmaktadır. Örneğin, “Misafir ağırlama karneniz..iyi bir ev sahibi misiniz?[46] başlıklı teste, hazırlıkların yapılması aşaması spotta

“Arkadaşlarınız akşam yemeğine gelmek istediklerini söylediler. Onlara süper dekorasyonlu mükemmel bir soframı hazırlarsınız?. Yoksa akşama yemeğe gelmemeleri için bir bahane mi uydurursunuz?”

aktarıldığı gibi, sofranın mükemmel hazırlanması ve yemek daveti ya da bahane uydurulması üzerinden aktarılmaktadır. Dergi kadına düşen rolü öylesine geleneksel kadın çizgisinde görmektedir ki, misafirin kabul edilmeyiş nedenini sudan sebeplere yani bahanelere bağlamaktadır. Burada derginin kadın rolünü daha çok ön plana çıkaran bir yaklaşımı söz konusudur.


SONUÇ

Medya, gerek dil kullanımı gerekse görsel tasarımlar aracılığıyla, toplumsal ve bireysel duygusal zeka yönetiminde etkin rol oynamaktadır. Medyanın bu rolü, tüketimi destekleyecek “aşk, sevgi ve dostluk” mitlerini pekiştirerek, bireysel ve toplumsal duygusal zeka evrenini maniple etmektedir. Toplumsal tüketim alanında önemli bir aktör olan kadınların ve gençlerin temsil edildiği “gençlik ve kadın” dergileri de böyle bir sürece hizmet etmektedir.

Çalışmada, gençlik ve kadın dergilerinde duygusal zeka yönetiminin aşk, sevgi mitleri üzerinden ele alındığı görülmektedir. İçerikler, tüketicilerin beğenilerini, isteklerini, tercihlerini, sorunlarını vb. yaklaşımlarını bilerek hareket edebilecek şekilde düzenlenmektedir. İncelenen dergiler üzerinden bakıldığında, aşk duygusuna yapılan vurguların gençlik dergilerinde, daha “aktif ve vurgulu”, kadın dergilerinde ise, belli bir romantizmi besleyecek şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. İçeriklerde, karşı cinse olan beğeniyi yakalamak, yine kadının kendine özen göstermesi gerekliliği ile vurgulanmaktadır. Yani kadın, bakımlı olmalıdır. Bu konuya ilişkin araştırmada birçok veriye rastlanılmaktadır. Kadın gerek kıyafetlerinin bakımı, gerek cilt ve vücut bakımı gerekse de saç bakımı ile özenli olması yönünde uyarılmaktadır.

Dergi içeriklerinde, kadınların anne olarak çocuk üzerindeki sorumlulukları, iş hayatındaki başarıları, aşkı besleyen ve sürdürülmesinde önemli rol oynamaları gerekliliği, vb. birçok yönden sorumluluklarla donatıldıkları anlaşılmaktadır.

Genç kızların ise, aşk ve sevgi konusunda daha aktif bir şekilde bu duyguya yönlendirildikleri, moda ile ilişkili haberlerin çokluğu, ünlülerin hayatları vb. içeriklerle, sorumluluk alanından uzak tutulduğu görülmektedir. Her iki derginin de burçlar ve testler ile, gündelik hayatın zorluklarından uzaklaşma alanı açtığı ve bireysel bilinçlenmeye yönelik yaklaşımlar gösterdiği söylenebilmektedir. Sonuç olarak, medyanın ticari bir işletme olması temelinde, kadın ve gençlik dergilerinde duygusal zeka yönetimini özellikle “aşk ve sevgi” mitleri üzerinden uyguladığı anlaşılmaktadır.


KAYNAKÇA

  • ARGIN, Şükrü, Nostalji ile Ütopya Arasında, Birikim Yay, İstanbul, 2003.
  • DAVIES, Sian, Semiotic Analysis of Teenage Magazine Front Covers,  Ocak, 2002.
  • EGGINS, Suzanne and Rick Ledama, Difference without diversity: Semantic orientation and ideology in competing women’s magazines, (Der) Ruth Wodak, Gender and Discourse, Sage Pub (London, Thousand Oaks, New York, Delhi), 2000.
  • FROHLICH, Gabrielle, Emotional Intelligence in Peace Journalism, MA Thesis.
  • GOLEMAN, Daniel, Duygusal Zeka Neden IQ’dan Daha Önemlidir?, Varlık Yay, İstanbul,  1996.
  • GÜNEŞ, Sadık, Medya Ve Kültür, Sessiz Yığınların Kültürel İntiharı, Vadi Yay, Ankara, 1996.
  • IŞIK, Emre, Beden ve Toplum Kuramı, Bağlam Yayınları, İstanbul, 1998.
  • VESTERGAARD, Torben & Kim Schroder, The Language of Advertising, Oxford, Blackwell Publisher, 1992.
  • Instyle Türkiye, Temmuz, 2006
  • Madame Figaro Türkiye, Eylül, 2006, Sayı:13
  • Seninle, Nisan 2006, Yıl: 2, Sayı: 13
  • Seninle, Mayıs 2006, Yıl:2, Sayı:14
  • Seninle, Temmuz 2006, Yıl: 2, Sayı: 16
  • Seninle, Ağustos, 2006, Yıl: 2, Sayı:17.
  • Seventeen, Nisan, 2007, Sayı: 4.

 


[1] Şükrü Argın, Nostalji ile Ütopya Arasında, Birikim Yayınları, İstanbul, 2003, ss.112-113.

[2] Fromm. Eric, Hürriyetten Kaçış, Çev: Ayda Yörükan, Tur, İstanbul, 1992, S. 214, Aktaran: Sadık Güneş, Medya Ve Kültür, Sessiz Yığınların Kültürel İntiharı, a.g.e., s. 13.

[3] Mike Featherstone, Postmodernizm ve Tüketim Kültürü, Ayrıntı Yay,

[4] Daniel Goleman, Duygusal Zeka Neden IQ’dan Daha Önemlidir?, Varlık Yay, İstanbul,  1996.

* Daniel Goleman, duygusal zekayı, “empati, motivasyon, kendini bilmek, sevecenlik, başkalarını düşünme, anlama, uygun cevap vermek, sevinç”vb. duygusal niteliklerle tanımlamaktadır. Ayrıca başarı için, mizacı kontrol etme, bağımsızlık, uyum sağlayabilme, beğenilme, kişilerarası sorunları çözme, sebat, nezaket, saygı sözlerini kabul etmektedir.Bknz. Gabrielle Fröhlich, Emotional Intelligence in Peace Journalism, MA Thesis, s.7.

[5] Suzanne Eggins and Rick Ledama, Difference without diversity: Semantic orientation and ideology in competing women’s magazines, (Der) Ruth Wodak, Gender and Discourse, Sage Pub (London, Thousand Oaks, New York, Delhi), 2000, ss.165-196.

[6] Jonathan Bignel, Media Semiotics and introduction, Manchester: Manchester University Pres, 1997, s.69 Aktaran: Sian Davies, Semiotic Analysis of Teenage Magazine Front Covers,  Ocak, 2002, s.33.

[7] Torben Vestergaard& Kim Schroder, The Language of Advertising, Oxford, Blackwell Publisher, 1992, s.81, Aktaran: Sian Davies, Semiotic Analysis of Teenage Magazine Front Covers,  Ocak, 2002, s.34.

[8] P.Bourdieu, Distinction: A social Critipue of the judgement of the taste, Çev:R.Nice, Routledge, London, 1996, s.190, Aktaran: Emre Işık, Beden ve Toplum Kuramı, Bağlam Yayınları, İstanbul, 1998, s.140.

[9] Madame Figaro Türkiye dergisi, s.32.

[10] Madame Figaro Türkiye dergisi, s.32.

[11] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss.30-34.

[12] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss.30-34.

[13] Instyle, Türkiye, Temmuz, 2006, ss.134-135.

[14] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss.46-50.

[15] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss.46-50.

[16] Instyle, Türkiye, Temmuz, 2006, ss. 170-171.

[17] Instyle, Türkiye, Temmuz, 2006, ss. 180-185.

[18] Seventeen, Nisan, 2007, ss.36- 37.

[19] Seventeen, Nisan, 2007, ss. 24-25.

[20] Instyle, Türkiye, Temmuz, 2006, ss. 164-169.

[21] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss. 78-79

[22] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss.120-122.

[23] Seninle, 13 Nisan 2006, Sayı: 13, ss.122-124.

[24] Seninle, Temmuz 2006, Sayı: 16, ss.122-124

[25] Seninle, Temmuz 2006, Sayı: 16, ss.128-129

[26] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss. 126-127.

[27] Seventeen, Nisan, 2007, ss.18-23.

[28] Seventeen, Nisan, 2007, ss.52-53

[29] Seventeen, Nisan, 2007, s.54

[30] Seventeen, Nisan, 2007, ss.58-63

[31] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss. 72-73.

[32] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss. 74-76.

[33] Seninle, 13 Nisan 2006, Sayı: 13, ss.64-65

* Birinci haber: “Eşinin üstüne gül koklayan işten atılacak(üst başlık). ‘Kuma sözleşmesiyle’ kadınların sesi oldu.”( Seninle, 13 Nisan 2006, Sayı: 13, ss.104-107) Spot: Adana Küçükdikili Belediye Başkanı Leyla Güven, eşinin üzerine kuma getiren belediye işçilerinin tazminatsız işten atılması maddesini, toplu iş sözleşmesine koydurarak kadın hakları alanında ses getiren bir adım attı”. İkinci haber: “Kadın isterse erkek desteklerse…Mutluluğun sırrı beraberce üretmekte” (Seninle, Temmuz 2006, Sayı: 16, ss.114-117.) spot: 17 yaşında iken evlenebilmek için okulunu bırakan Nuray Hortoğlu (41) iki çocuğunu yetiştirdikten sonra yaşamının en büyük arzusu olan resim uğruna yarım bıraktığı eğitimini tamamladı ve arka arkaya sergiler açtı. Onun bu yolculuğunda kuvvetli bir desteği vardı..Eşi.”

[34] Instyle, Türkiye, Temmuz, 2006, ss.228-235.

[35] Seninle, Temmuz 2006, Sayı: 16, ss.134-136.

[36] Seninle, Temmuz 2006, Sayı: 16, ss.98-101.

[37] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss, 128-131

* Haberin spotunda “Uzmanlar çocuğunuzu herhangi bir spora yönlendirmeden önce onun kişilik yapısını ve yaşını göz önünde bulundurmanız gerektiğini söylüyor. Doğru seçimle onun ruhsal ve fiziksel gelişimine büyük katkılar sağlayabilirsiniz.” denilmekte ve çocuk yetiştirmenin uzmanların açıklamalarına bağlı olarak düzenlenmesi gerekliliğine vurgu yapılmaktadır.

[38] Seninle, Temmuz 2006, Sayı: 16, s.125

[39] Seninle, Temmuz 2006, Sayı: 16, ss.40-44

[40] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss.20-28.

[41] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, s.52.

[42] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss. 88-91

[43] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss.160-161.

[44] İnstyle, Türkiye, Temmuz, 2006, ss.36-38.

[45] Seninle, 14 Mayıs 2006, Sayı:14, ss.94-95.

[46] Seninle, Temmuz 2006, Sayı: 16, ss.74-75

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: