soyer

KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM SÜRECİNDE KADIN DERGİLERİ: BATILI KADIN KİMLİĞİNİN TÜRK HANIMELİ DERGİSİNDE İNŞASI (1948-1951)

WOMEN MAGAZINES IN THE PROCESS OF INTERCULTURAL COMMUNICATION: THE CONSTRUCTION OF WESTERN WOMAN IDENTITY IN TURKISH HANIMELI MAGAZINE  (1948-1951)

 KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM SÜRECİNDE KADIN DERGİLERİ: BATILI KADIN KİMLİĞİNİN TÜRK HANIMELİ DERGİSİNDE İNŞASI (1948-1951)

 

19. yüzyılın en önemli tartışmaları, uluslararası düzeyde ekonomik, politik, kültürel alanlardaki değişimler, bu değişimlerin kitle iletişimi bağlamında incelenmesi üzerinedir. Kitle iletişimi yaklaşımlarına ya batı tipi modernleşme ya da kültürel emperyalizm tezleri ile yanıt aranmaktadır. Türkiye batı tipi modernleşmeyi yaşayan ülkeler arasındadır.

Modernleşme yaklaşımına göre; geleneksel toplum yapısına sahip ülkeler modern topluma doğru yönlendirilmekte ve ideolojik temel oluşturulmaktadır. Ogburn kültürel gecikme (cultural lag)[1] kuramında;

 “1. Toplumlar kendi kendine denge arayan ve sağlayan mekanizmalar olarak işlerler (Hemeostasis) 2. Bu mekanizmalar içinde bir parçada dengeyi bozan değişiklikler, dengeyi yeniden bulmak için değişikliklere yönelir; 3. Kültürel gecikme eski ve yeni durum arasında kötü ayarlama yüzünden olur” (qtd. İn Erdoğan and Alemdar 452)

 noktalarına işaret ederek, kültürel gecikmenin kapatılması gerektiğini belirtmektedir. Ogburn’a göre, bu geçişte açılan ara, toplumların gelenekselden moderne doğru yönlendirilişi ile kapatılabilecektir. Bu nedenle çevre ülkelerde uygulanan modernleşme projeleri hız kazanmıştır.(qtd in Erdoğan ve Alemdar 452)

Modernleşme, toplumsal yaşamı ekonomik, politik, kültürel alanlarda etkilemiş ve hızla yapısal değişimlere sürüklemiştir. Kuram, Batı toplumlarının 19.yüzyıldan itibaren geçirdikleri değişimleri tüm toplumlar için geçerli görmekte ancak değişimin ülkeden ülkeye farklılıklar taşıdığını vurgulamaktadır. Eisentstadt modernleşmeyi, “tarihsel olarak Batı Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da geliştirilmiş olan toplumsal, ekonomik ve siyasal sistemlere doğru bir değişme süreci” olarak tanımlamaktadır (Eisentstadt 1).

Modernleşme kuramı; toplum yapılarını “Geleneksel-modern” toplum ayırımı ile ayırırken, modernleşme yönünde ilerlenildikçe farklılıkların benzerliğe dönüşeceğini de öngörmektedir. Ancak çevre ülkelerde modernleşmenin olabilmesi için, siyasal modernleşmenin gerçekleşmesi gerekmektedir. Böylesi bir durumda Uluslaşma süreci projesi içinde modernleşmeyi güdümlü olarak topluma benimsetmek mümkündür. Modernleşme kuramı, kitle iletişim araçlarının niceliksel azlığının ya da çokluğunun uluslar arası geri kalmanın ya da ileri gitmenin göstergesi saymaktadır (Erdoğan and Alemdar 448). Bu nedenle, Türkiye’de 1923’ten itibaren modernleşme çalışmalarının başladığı ve bazı alanların (Hukuk, eğitim,vb. gibi) desteklendiği bilinmektedir. Bu alanlardan biri de Rostow’un kabul gören görüşü olan “kalkışa geçişte önderlik eden sektör” kitle iletişim araçları görüşüdür.

Erdoğan ve Alemdar’ın da belirttiği gibi Schramm, Lerner, Rogers, Pool ve Huntington gibi modernleşmeci araştırmacılar, gelişmeyi engelleyen ana faktörü, geleneksel kültürün insanı ve kültür yapısı olarak belirtmektedir (449). Bu nedenle bu yapı değişmelidir ve bunu sağlayacak en iyi araçlardan biri kitle iletişim araçlarıdır. Rogers’a göre, kitle iletişim araçları eski yapıların yerini yenilerin oluşturulmasında ve işleyim kazandırılmasında yeni toplumsal değerleri çok hızlı kitlelere ulaştırarak, yeni bilgileri yaratarak ve bu bilgileri yayarak, geleneksel zayıf tutumlarda değişim yaratarak (Rogers 198) etkili olmaktadır.

Bu araçların içeriklerinde Lerner’in belirttiği gibi empati ve fikir düzeyinde (qtd in Kongar 241) modern-geleneksel ayrımının bir arada verildiği ve bu yolla moderne doğru yönelişe karşı direniş azaltıldığı, kırıldığı görülebilmektedir. Batı’nın yeni değerleri, yaşam biçimleri; kitle iletişim araçlarının haber içeriklerinde söylemler, semboller, kodlar, işaretler, stereotipler (kalıp yargılar), mitler vb. kullanılarak iletilmektedir. Batı’nın kültürel çeşitliliğini, endüstriyel ve kapitalist dengelerini sağlayan değerlerini bu iletiler toplumun kültürel yapısına taşımaktadır.

Modern toplumların endüstrileşme düzeyi teknolojik gelişmeleri hızlandırmakta ve bu oluşum tüm alanları farklılaştırmaktadır. Rogers’ın yeniliklerin yayılma yaklaşımı teknoloji transferinin toplumları hızla değiştireceğini öngörmektedir (qtd in Erdoğan and Alemdar 456). Batı’daki teknolojik gelişmelerin, kitle iletişim araçlarının haber üretim, haberin etki süreçleri, dağıtım, pazarlama gibi süreçlerine etki ettiği görülmektedir. Örneğin, 1890’lı yıllara kadar, temelde siyah-beyaz yazı içerikleriyle oluşan dergi içerik ve formatları, gerek illüstrasyonların gerekse de fotoğrafın haber içeriğinde kullanılması ile farklı bir teknolojik boyut kazanmıştır.

İllüstrasyonun ve fotoğrafın haberde kullanımı, dergilerin etki gücünü arttırdığı gibi, dergicilikte uzmanlaşma alanlarının da doğmasını desteklemiştir. Dergicilik; haber, edebiyat ve kültür dergiciliğinden, magazin, spor, hobi dergiciliğine doğru genişlemiştir. Merkezden yayılan fotoğraflı dergiler, çevre ülkelerin gelişmemiş eğitim düzeyi ile karşılaştığında sektörün genişlemesinde önemli rol oynamıştır. Çünkü fotoğraf, derginin albenisini artırmakta, okumayı kolaylaştırmakta, haberi daha hafif (light) duruma getirmekte ve daha çok alıcıya ulaşılmasını sağlamaktadır. Fotoğraf, dergi içeriklerinde haberin desteklenmesi ve dergi kapaklarının satışı kolaylaştırıcı bir öğe haline gelmesini hızlandırmaktadır.

BATILI DEĞERLERİN DERGİ İÇERİK VE KAPAKLARINDA SUNUMU

2. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’de ekonomik, sosyal, siyasal değişimler görülmüştür. Ekonomik alanda, karaborsa, savaş sonrasında elde edilen olağanüstü karlar, fakirlikler vb. gibi nedenlerle, 1947 yılında dış yardım alınacağına dair kalkınma planları hazırlanmıştır. Bu dönemdeki kalkınma planında, haberleşme, sulama, enerji, demir ve çelik, çimento ve sanayi alanları temel etkinlik noktaları olarak kabul edilmiştir (Kongar 272). 1947’de Truman Doktrini, 1948’de ise, Marshall Yardımı ile Türkiye Batı’ya yönelmiştir. 1950’den sonraki Demokrat Parti döneminde ise “devletçi” diye nitelenen ekonomik ve siyasi yönelimlerin, özel sermayenin de önü açılarak kapitalizme dönük bir yaklaşımı olmuştur (Kongar 450).

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ilk kez özel sermayenin elinde servet birikimi başlamıştır. Açılan Pazar ekonomisiyle köy topluluklarının üst katmanlarının şehirlere ve kasabalara taşındığı ve bu alanlarda bazı endüstri kollarının gelişmesiyle birlikte özel sermayeli şirketler, tüccarlar, ithalatçılar vb. doğmaya başladığı görülmüştür. Bunlar şehirli kesimi oluşturmaktadır (Kongar 354). Sonraları, kentli yaşam tarzına yönelik, sektörlerin açılım gösterdiği saptanmaktadır. Örneğin;  Hizmet sektörü, TV yayıncılığındaki atılımlar vb. gibi.

Batı ile yapılan anlaşmalardan sonrasında, Türk medya sektörününde büyük bir modernizasyon, teknolojiyi yakalama, dış yatırımlar alma, ortaklıklar gibi. girişimlerde bulunduğu gözlemlenmiştir. Batı medyasıyla işbirliğine gidilerek bilgi, deneyim ve teknolojisinden yararlanılsa da, aynı zamanda kültürel manipülasyonun da önü açılmıştır.

Teknolojik modernizasyonu kitle iletişim araçları alanında kullanmaya çoktan başlayan ve bunu çevre (preferik) ülkelere yaymaya hazır Batı için, bu ülkeler aynı zamanda büyük bir Pazar oluşturmaktadır. Bu Pazar ağı küresel enformasyon otoyollarının kurulmasına yol açmaktadır. Schiller (qtd in Timisi 101), küresel enformasyon ‘otoyollarının’ Amerikan emperyalizminin gelişmesinin yeni bir boyutu olduğunu söylemektedir ve enformasyonun özgür akışı ilkesi, Amerikan kültür endüstrisinin dünya çapındaki yayılmasını gizleyen bir ideolojidir. 1890’lı yıllarda yayın hayatına giren, Amerikan dergilerinden Literary Digest ve Review of Reviews, fotoğrafın kullanımı ile kısa zamanda geniş kitlelere ulaşmıştır. Bu dergiler, içeriklerinde hem fotoğraf kullanmışlar hem de makale ve haber dosyalarını diğer dergi ve gazetecilerden derlemişlerdir. Bu durum dergilerin başka ülkelerde o ülkenin diliyle yayınlanmalarına yol açmış ve yeni pazarlara ulaşmayı kolaylaştırmıştır. Örneğin, Reader’s Digest dergisi, 1940’lı yıllarda İspanyolca olarak çıkarılmış ve aynı zamanda İngiltere baskısını da yapmıştır. Böylece 1980’li yıllara kadar  dağıtım ağını ve yayılımını sürdürmüştür. Türkiye’de de yayın yapan Reader’s Digest gibi dergilerin teknik ve üsluplarının, Türk dergiciliğini etkilediği görülmüştür. Ancak bu durum sadece ekonomik, teknik boyutta değil, kültürel alanda da bir etkileşimi gerekli kılmıştır. Çünkü derginin okuyucuyla köprü oluşturması için içeriğinde kültürel bir alt zemin oluşturması gereklidir. Bu dergilerin ilettiği değerler, kültürel semboller, ideolojiler vb. bireylerin modernizasyon yolunda bilinç düzeylerini yönlendirdiği görülmektedir.

 1950’li yıllardan sonra Amerikan Life dergisinin etkisi altında, Türkiye’de de “Hayat” ve “Ses” dergisi yayın hayatına başlamıştır. Her ikisi de Amerikan dergisi kapaklarını, içeriklerini Türkiye koşullarına göre bazı değişikliklerle sunmaktadır. Bu dergiler için Durukan; “Amerikan değerlerini yerel muhafazakarlığa bulayarak sunan bir yayın çizgisi izliyorlardı” demektedir. (Durukan 1)

1948-1951 yıllarında Hanımeli dergisi de, dergi içeriklerini Türkiye koşullarına uyarlamıştır. İçeriklerde, geleneksel kadın rollerini başarıyla sürdüren, çalışma yaşamında da erkekle beraber yan yana yerini alabilen Türk kadını aktarılırken, diğer yandan dergi kapaklarında modern kadın imgelerini Amerikan ve Batı kadın tipleriyle sunmaktadır. “Batılı Kadın” stereotipi dergi kapaklarında görülmeye başlanmıştır.

1956 yılında Sanat, Estetik, Sosyete kelimelerinin ilk harflerinden oluşarak adını Ses olarak alan derginin de, muhafazakar bir toplum olan Türkiye’ye, moda-tüketim-kadın kimliği perspektifinden yaklaştığı görülmüştür. Bu fotoğraflı ve renkli dergilerin temel hedef kitleleri  “aile ve kadın” idi. Kadın dergileri de, kentli aile ve kentli kadının inşasında, modernleşme paradigmalarını stereotipler, semboller, işaretler, kodlar vb. gibi aktarımlarla oluşturan kitle iletişim araçları olmuşlardır.

STEREOTİPLEŞTİRİLEN “BATILI KADIN TİPİ”

Bu içeriklerin nasıl ve ne şekilde inşa edildiğine ilişkin üzerinde durulacak husus stereotiplerdir. Lippmann’a göre(qtd in Harlak 45);

gerçek çevre çok büyük, çok karmaşık, doğrudan tanımak için çok hızlıdır. Bu kadar incelikli, bu kadar değişik, bu kadar permütasyon ve kombinasyonla uğraşmak için hazırlanmamışız. İnsanlar dünyayı geçmek için dünyanın haritasına sahip olmak zorundadır

şeklinde belirtilmektedir. Bu nedenle Batılı kadın tipinin en kolay biçimde benimsetilebilmesi için stereotip oluşturma yoluna gidilmiştir.

Moscovici, stereotipler aracılığıyla “düşüncenin zihinsel inşası”nın, bireyin toplumsal yapıyı yeniden anlamlandırmasına katkıda bulunduğunu ifade etmektedir. Moscovici’ye göre stereotipler, grup içinde paylaşılan anlam ve toplumsal bilgi, toplumsal yeniden sunumların gelişimi ve oluşumunu inşa etmesinden dolayı önemsenmektedir (qtd in Hinton 152).

Stereotipler aracılığıyla modernizasyon süreçlerinde kadın kategorilendirilmekte, çizilen “Batılı kadın tipi” ile, geleneksel kadın tipindeki kadın imgesinin keskinliği kırılmaktadır. Bu durum, kadın tipindeki kültürel alt zemini oluşturmuş ve yeniden inşa etmiştir. Kadın tipi “Batılı” kadın tipi olarak evrenselleştirilmiştir ve bu ideolojik bir manipulasyondur. Bu süreci destekleyecek unsurlar, tüketici kitlesinin beğenisine ve seçiciliğine göre de değiştirilmektedir. Değişim; dergi kapakları ve sayfaları; fotoğraflar, illüstrasyonlar, renk, tipografi, kağıt ve baskı kalitesi gibi unsurlar üzerinde farklılık yaratılarak, dergiyi tüketim nesnesi haline dönüştürmekle sağlanmaktadır. Bu durum, tüketicinin lüks donanımlar içeren dergilerden haz almasını sağlarken, ‘yeni kadın’ın inşasında manipülasyonu güçlendirmektedir. Söz konusu manipülasyon dergi kapaklarında giyim, duruş, aile ilişkileri, aşk, sevgi, annelik, çalışma hayatı, moda, güzellik gibi unsurlar kullanılarak ve özdeşim yaratılarak sağlanmaktadır. Oluşturulan stereotiplerle kadın, Batılı kadın tipi ile bu alana çekilmektedir. Kapaklarda, modern kadının aile yaşantısı, çocuklarla ilişkisi, modern kadının aşka yönelişi, modern kadının modayı takip etmesi, güzelliğine önem vermesi gibi konular üzerinde  durulmuştur. Bu konular, dergi içerikleriyle de desteklenmiştir (Çatalcali and Önür 210-214). Lippmann’a göre, stereotipler “Demirleme (anchoring) ve Nesnelleştirme (objectification)[2] yolu kullanarak,  yeni/alışık olunmayan davranışları alışkanlıklara dönüştürmektedir (qtd in Moscovici 102).

Demirleme, daha çok sınıflandırma sürecine denk düşmektedir. Yabancı/benzemeyen (unfamiliar) bir fenomenin, sınıflama sürecinde kategoriler sistemi içinde asimile edilmesidir. Galli&Nigro’nun demirlemeye ilişkin tanımını Övgün şöyle aktarmaktadır; “Yabancı olan kategorilerimizin iletişim ağı içine yerleştirilir, daha sonra yabancı olanla ona yakın görünen kategorinin elemanları karşılaştırılır” (Övgün 21). Örneğin, Batılı kadına ilişkin veriler sınıflandırılsın ve sarı (boya) saçlı kadın tipi yaratılsın. Sonra asimile edilme ihtiyacı  duyulan bir şey olarak düşünülen yabancı olguyu tartışmak ve düzenlemek gerekecektir. Türk kadını sarı saçlı olmadığından ve geleneksel yapıda saçın boyanması kabul görmediğinden elde edilen verinin alıştırılması sağlanacaktır. Alıştırmanın sağlanması dergi kapaklarını süsleyen Amerikan film yıldızları üzerinden olabilmektedir. Bu yıldızlar ünlü oyunculardır, güzeldirler ve sarı saçlıdırlar. Özdeşim yaratılan ve bu yıldız (star) gibi sarı saçlı olmak isteyen kadınlar için artık bu veri yeniden şekillenmiştir. Yeniden inşa edilmiştir. Geleneksel kadın bakımlı olabilmelidir. Bakım için sarı saçlı olunmalıdır. Kısacası, Moscovici’ye göre veri, gerçeklik kazanacaktır(103).

Bu veriler ayrıca dergi kapaklarında kullanılan öğelerin, içerik sayfalarında genişletilmekte, tekrarlanmaktadır. Dolayısıyla, sabitleştirme yoluyla, sınıflama (classification) ve isimlendirme (naming) sağlanmaktadır. Moscovici’ye göre, bu yolla sınıflandırılmamış olanı sınıflanarak, isimlendirilemez olan isimlendirilerek onu hayal edebilmekte veya temsil edebilmektedir(104). Augoustinos ve Walker’e göre, stereotiplerin basit olduğu saf bir tartışmadır (qtd in Hinton 158) ve stereotipler etkindir.

Nesnelleştirme sürecinde ise, yabancı/benzemez (unfamiliar) olan tanıdık/benzer (familiar) yapılmaktadır. Bu süreç, kesin olmayan düşünce ya da kavramların resimsel ya da ikonik niteliklerinin keşfedilmesiyle başlamaktadır. Moscovici’ye göre nesnelleştirme, daha benzer düşünce ya da kavramlarla karşılaştırma sonucunda başarılabilir ve böylece figüratif çekirdek oluşur (qtd in Övgün 24). Örneğin, Batılı kadın boş zamanlarında deniz kıyısında mayosuyla ve/ya bikinisiyle güneşlenmektedir. Belli bir cinselliği üzerinde taşımaktadır. Modern kadın olabilmek için boş zamanlarda deniz kıyısına gitme kavramı ve sembolü (mayo, bikini) dergi kapaklarında sıkça pekiştirilerek resimsel ve ikonik nitelikler güçlendirilebilmektedir. Dolayısıyla deniz-mayo-güzel kadın-modern kadın kodları çekirdek yapıyı oluşturmaktadır.

Bu araştırma da, 1948-1951 yılları arasında yayın yapan Hanımeli Kadın dergisinin dergi kapakları incelenerek, bu kapaklarda yer alan stereotipler niteliksel içerik analiziyle sınıflandırılmaktadır. Değerlendirmede, Modernleşme sürecinde Batılı değerlerin stereotipler yoluyla nasıl ve ne şekilde aktarıldığı çözümlenmeye çalışılmıştır. Araştırma da, 4 yıl içinde toplam 48 sayının dergi kapakları ele alınmaktadır. Dergi kapaklarının siyah-beyaz olarak elde tutulmasından dolayı renk unsuru üzerinde durulmamaktadır.

DERGİ KAPAKLARINDA  AİLE VE TOPLUMSAL CİNSİYET  STEREOTİPLERİ

Bireyler, günlük yaşantılarında çok çeşitli uyaranlarla karşılaşmaktadırlar. Bireylerin algısal düzeyleri ve bellek kapasiteleri farklılık gösterdiğinden ve yeterli olmadığı için, uyaranlar çeşitli büyüklükteki bilişsel kategorilere, sınıflara yerleştirilmektedir. Bu sürece kategorilendirme süreci denmektedir.

Kategorilendirme süreci, herhangi bir nesneyi tanıyabilmemizi ve sınıflandırabilmemizi sağlamaktadır. Kategorilendirme, daha çok demirleme yoluyla genelleştirilmiştir. Kategorilendirmenin sonraki algılar, bellek ve çıkarsamalar üzerindeki etkisini, şema süreçleri belirlemektedir (Harlak 98). Şemalar, bilgiyi kalıplara yerleştirmekte, düzenlemekte, bilgiler arası örgütlenmeyi sağlamaktadır. Bunlar, kişi, kendisi, rol ve olay şeması olarak dörde ayrılmaktadırlar. Bu araştırmada kullanılan şema rol şemasıdır. Rol şemaları, geniş sosyal kategoriler için uygun norm ve davranışları belirlemektedir. Söz konusu rol şemaları, toplumların ve bu toplum içinde yer alan bireylerin kategorilendirmelerine yönelik inşa edilmişlerdir. Buna göre,

  • Geleneksel aile stereotipi; anne-baba-çocuklar-akrabalar
  • Modern aile stereotipi; anne-baba-tek çocuk  ile oluşturulmaktadır
  • Geleneksel kadın stereotipi; Fiziksel olarak bakımlı olmayan (az bakımlı), çok çocuklu, gülümsemeyen bir yüz görünümüne sahip, ev içi alanda görev alan, geleneksel kadınlık rollerini (ev içi düzenleme, temizleme, yemek yapma, üretme, çocuk bakma vb. gibi) benimseyen, çalışma hayatına katılmayan, karar verme sürecinde söz sahibi olmayan kadın tipidir.
  • Modern kadın stereotipi; Fiziksel olarak bakımlı, güzel, zayıf, makyaj yapan, saçları özenli, gülümseyen bir yüz görünümüne sahip, çalışan, tek (az) çocuklu, eşine yardımcı, karar verme sürecinde söz sahibi, evinde de geleneksel kadınlık rollerini (ev içi düzenleme, temizleme, yemek yapma, üretme, çocuk bakma vb. gibi) yerine getirirken bile bakımlı olma, makyaj yapma vb.gibi fiziksel özelliklerini terk etmeyen, bir kadın tipidir.

 Batılı kadın tipi, modern aile ve modern kadın stereotipini taşıyan bir kadını öngörmektedir. Bu öngörü, sosyal kategorizasyon sürecini de başlatmaktadır. Çünkü Hogg ve Abrams’ın belirttiği gibi kadın, kendini bir kategoriye dahil etme, aynı kategoridekilerle özdeşleşmenin dışında ayrıca o kategoriye ait olduğu düşünülen davranışları da beraberinde taşımaktadır. Böylelikle sosyal kategorizasyon bireylerin grupları ve grup davranışlarının oluşmasına neden olmaktadır (qtd in Meşe 20). Ancak sosyal kategorizasyonlar sosyal çevre içinde kimi zaman kesişmektedirler. Bu durum, Brown ve Turner’a göre, çapraz kategorizasyonları doğurmaktadır (qtd in Meşe 29). Örneğin, bir kadın geleneksel toplum yapısı içinde geleneksel kadın tipinin fiziksel görünüş ve davranışlarında bulunabileceği gibi, modern bir fiziksel görünüş ve davranış içinde de bulunabilmektedir. Bunun aksine,  modern toplum yapısına uyumlu bir kadın, geleneksel kadın görünüş ve davranışlarına da sahip olabilmektedir.

Kitle iletişim araçları, çapraz kategorizasyon süreçlerinden yararlanarak, kodlar, semboller, işaretler vb. gibi kullanarak aktardıkları bilgiye yön verebilmektedirler. Bu araştırmada da, modern aile ve toplumsal cinsiyete yönelik stereotipler ve bu stereotiplere ilişkin veriler ele alınmaktadır.

1. AİLE STEREOTİPLERİ (MODERN-GELENEKSEL)

Modern ve geleneksel yapılar içinde, ailenin toplumun temeli olarak görülmesi ve temsili, sosyal temsil araştırmaları içinde ele alınmaktadır. Sosyal temsillere giriş yolu Deschamps’ın stereotipler üzerindeki ilk çalışmalarında görülmektedir. Ayrıca Fransız Herzlich ve Moscovici’de bu çalışmaları geliştirmişlerdir.

Temsil, bir ritüelin zorlayıcı gücü altındaki toplum üyelerinin katılımı sonucunda yeni düşünce ve duyguların yaratılmasıyla oluşmaktadır. Moscovici’ye göre, “Temsilin bireyle sosyal dünya arasında bir köprü oluşturma, onu toplumsal değişmenin bir görünümüyle bağdaştırma gereksinimi” bulunmaktadır. Burada Moscovici, geleneği anlamaktan çok yeniliği anlamayı, önceden kurulmuş bir sosyal yaşamdan çok oluşmakta olan sosyal yaşamı anlamayı önermektedir (qtd in Övgün 5). Temsillere ilişkin üç temel nokta vardır:

 “a. Hegemonik Temsiller: Güçlü bir şekilde yapılandırılmış bir grubun (…) tüm üyeleri tarafından temsiller yaratılır. Kollektif temsillere denk düşmektedir.

b. Özgürleştirilmiş Temsiller: Temsiller, az ya da çok birbiriyle ilişkisi olan alt gruplara ait dolaşım halindeki bilgi ve düşüncelerin serbestçe değişmesi sonucu oluşur. Toplum katmanlarının etkileşimi söz konusudur. Sembollerin paylaşımı ve değişiminin bir sonucu olduklarından dolayı bütünleştirici bir işleve sahiptirler. İşlevlerin ayrımı nedeniyle sosyaldir, bilgi temsillerin anlamıyla düzenlenir.

c. Polemiksel Temsil: Temsiller, gruplar arasındaki bir muhalefet bağlamında görülürler” (qtd in Övgün 6).

 Kitle iletişim araçlarının özgürleştirilmiş temsiller üzerinden aile ve toplumsal cinsiyet temsillerini oluşturduğu görülmektedir. Haber içeriklerinde, gruplar arası sembollerin paylaşımı ve değişiminin kullanıldığı bilinmektedir. Stereotipler yoluyla da bu temsiller pekiştirilmektedir. Ailenin temsili; gelenekselde geniş, modern toplum yapısında da çekirdek aile temsili ile gerçekleşmektedir.

Çekirdek aile kalıpları, merkezi hükümetin gelişmesi, kentlerle kasabaların genişlemesi ve ailenin etki alanı dışındaki örgütlerde istihdam edilme gibi unsurlardan etkilenmiştir. Giddens’a göre, bu değişmeler, geniş aile biçimleri ile öteki akraba grupları biçimlerini aşındırarak, dünya çapında çekirdek aile sistemlerine yönelişi yaratma eğilimindedir (Giddens 65). Geleneksel aile stereotipi ise, anne, baba, çocuklar, dede, nine, hala, teyze, amca vb. gibi akraba ilişkileri içinde tanımlanmaktadır.

Bireyler oluşturulan bu temsillere, ya sosyal dünyalarını yönetecek bir düzen oluşturmak ya da bu sosyal dünyada isimleme ve sınıflama yoluyla oluşturulan ortak kodlar sayesinde topluluk üyeleri arasında iletişim kurmak amacıyla yaklaşmak durumundadırlar. Çünkü temsiller, stereotipler, şemalar bireyin dünyasını kodlayan, inşa eden bilişsel unsurlardır ve bu unsurları benimsemek bireyin sosyal yapının gerçekliğini anlamasında önemlidir. Moscovici’ye göre de, bu gerçeklik somuşlaştırılmış evren’den (reified univers), uzlaşımsal evren’e (consensual univers) doğru bir yönelim göstermektedir(Moscovici 108). Kısacası, dergi kapaklarında kurulan sosyal temsiller, bireyleri somut evrenden uzlaşımsal evrene çekmektedir. Uzlaşım, oluşturulan stereotiplerle ve rol şemalarıyla güçlenmektedir.

Araştırmada, Aileye yönelik stereotipsel göstergeler;

Kadına yönelik:

1. Kadın: Geleneksel kadın- Modern Kadın ayırımı
2. Kadın: Ev kadını- Çalışan Kadın ayırımı
3. Kadın: Ev içi (özel) alan- Ev dışı (kamusal) alanda bulunması
4. Kadın: Üreten kadın- Tüketen kadın ayırımı
5. Kadın: Ulusal/Yerel kadın- Evrenselleşmiş (batılı) kadın ayırımı
6. Kadın: Özne – Nesne konumundaki kadın ayırımı
7. Kadın: Haz nesnesi kadın ayırımı”

Erkeğe yönelik stereotipler;

8. Erkek; Geleneksel- Modern Erkek ayırımı
9. Erkek: Ev içi alan- Kamusal alanda bulunması
10.Erkek: üreten –Tüketen erkek ayırımı
11 Erkek: Kadını beğenen erkek”

 şeklinde incelenmektedir. Bu araştırma da, dergi kapaklarında aile stereotipi modern aile (çekirdek) üzerinde durularak verilmekte, geleneksel aile ikinci plana atılmaktadır. Bu durum, nesneleştirme süreciyle ilintilidir. Destekleyen veri, 1951 yılı Şubat sayısındaki modern annenin  tek çocuğu ile görüldüğü dergi kapağındadır (sağ yanda).

1951 yılı Mart sayısında da (sol yanda) aynı veriye ulaşılmaktadır. Anne stereotipi; bakımlı, güler yüzlü, sevecen, ilgili, şefkatli olarak oluşturulmaktadır. Çocuk bakıma muhtaç ve küçüktür. Anne stereotipi, geleneksel anne rolünden modaya uygun güzel bir kıyafet, saçlara bakım, makyaj ve güler yüzlülük ile modern anne stereotipine yakınlaştırılmaktadır. Burada çapraz kategorilendirme süreci uygulanmaktadır. Burada aile stereotipinin tek çocuk ve bakımlı anne üzerinden kurulduğunu ve geleneksel anne tipinde modernleşmeye fiziksel stereotiplerle ulaşıldığı görülmektedir. Araştırmada, buna göre yıllara göre dağılım şöyledir.

 Tablo 1: Dergi kapaklarında Aile stereotiplerinin kullanılış düzeyi
Yıllara göre                           Aile stereotipi             Toplam
1948                                       –                                             –
1949                                       1 (Şubat ayı)                           1
1950                                       1 (Mart ayı)                             1
1951                                       3 (Şubat, Nisan, Ekim)              3            5

Tablo 1’de  görüldüğü gibi, 1948 yılında aile kategorilendirmesi üzerinde durulmamakta, bu kategorilendirme yıllara göre artış göstermektedir. 1951 yılı Şubat, Nisan ve Ekim aylarında aile stereotipinin kadın ve çocuk şemaları ile kurulduğu gözlenmektedir.

Dergi kapaklarında ev kadını ve çalışan kadın ayırımı ise şöyle yapılmaktadır. Ev kadını ya mutfakta yemek, kurabiye yaparken ya da misafirlerini beklerken görüntülenmektedir. Ancak çalışan kadın temsilinin belirgin olmadığı görülmektedir. Kadının kamusal alana ait görüntüleri iş hayatına yönelik değil, boş zaman değerlendirme, eğlence, balo (salon) kadını vb. gibi görüntülerde verilmektedir. Bu veriler, derginin aile ideolojisini kadını ev hanımı kılarak devam ettiren, ancak modern kadını tüketen, haz nesnesi, sevgili, fiziksel olarak donanımlı aktaran bir noktaya getirmektedir. Ayrıca kurgu mekanların dergi kapaklarında tercih edilmesi, kadının ev kadını mı yoksa çalışan kadın mı olduğu yanıtını muğlak bırakmaktadır. Çocuğuyla ilgilenen anne, çalışan kadın da, ev kadını da olabilmektedir. Ancak her iki durumda da kadının modern fiziksel stereotiplere sahip olduğu kabul edilmektedir.

Bu araştırma da tüketen kadın kimliğinin daha çok pekiştirildiği görülmektedir. Örneğin, 1948 yılında Ağustos ve Ekim ayında salon kadını, Haziran ve Temmuz aylarında ise, deniz kıyısında boş zamanını değerlendiren bir kadın resmedilmektedir. 1949 yılında kadın, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında salonda (balo), Temmuz ayında ise deniz kıyısındadır. 1950’de kadın, Ocak, Şubat, Haziran, Ekim, Kasım’da salonda, Temmuz’da denizdedir. 1951 yılında ise; kadın, Mayıs ve Aralık’ta salon, Temmuz ve Ağustos’ta da deniz kıyısında yer almaktadır. Görüldüğü gibi, Kış aylarında kadın eğlence mekanı olarak salon (balo)’da yeni, modern kıyafetlerini giyerek temsil edilmektedir. Yaz aylarında ise boş zamanını deniz kenarında güneşlenerek, mayo ve bikini giyerek geçirmektedir. Kış aylarında erkekler tarafından beğenilen, güzel bir kadındır. Yaz aylarında ise, yine erkeklerin beğenisinde, ancak tek başına tatil yapabilecek kadar özgür temsil edilmektedir. Her iki dönemde de batılı kadın tipini pekiştirecek fiziksel görünüştedir.

Derginin ilk yıllarında (1948) Ulusal yerel kadına ait temsillere dergi kapaklarında rastlanmaktadır. Burada kadın örtülü, kapalı, yerel kıyafetlidir. Örneğin, Ocak sayısında kadın köylü bir kadındır, Şubat ve Mart sayılarında fesli ve sarmalı bir köylü kadındır, Nisan ayında ise örtülüdür (1948 Nisan, sağ yanda).

Aile stereotiplerini incelerken erkeğin konumu da ele almak gerekmektedir. Dergi kapaklarında, kurgu mekanda görülen bir modern erkek inşa edilmektedir. Erkek, geleneksel roller ile resmedilmemektedir.

Erkeğin modern konumda bırakıldığına dair veri, 1951 Ekim ve  Aralık sayısında desteklenmektedir. Erkek, kamusal alanda çalışan erkek olarak değil, salon (balo) erkeği olarak temsil edilmektedir. Kadına eşlik etmektedir. Kadını “fantezi öğesi” olarak beğenen durumundadır. Çocuğun konumu ise, gelenekselde çok çocuk görüntüsü vardır. Ancak dergi kapaklarında tek çocuk ve 1 erkek, 2 kız çocuk görülmektedir. Buradan çekirdek ailenin stereotiplerini taşıdığı sonucuna varılabilmektedir. Çocuk bakımı anne üzerindedir. Erkek (baba) ile çocuk yan yana değildir.

2. TOPLUMSAL CİNSİYET STEREOTİPLERİ

Toplumsal cinsiyet, toplumsal yapıya işbölümü temelinde yaklaşmaktadır. Habermas’ın ‘Kamusal’ ve ‘Özel’ alan ayrımından yola çıkılmaktadır. Kamu alanı, toplumsal ilişkilerin, iş alanının bir yaşam alanı iken, özel alan kişinin ailesiyle, yakın çevresiyle, özel işleri ve seçimleriyle betimlenen bir alandır(qtd in Öztürk. 57). Özel alan kadının alanı olarak tespit edilmektedir. Öztürk, bu kavramların toplumsal sürecindeki değişimini şöyle aktarmaktadır;

“17.yüzyılda, kamu ve özel karşıtlığının bugünkü kullanımına benzer bir biçim aldığı görülmektedir. (…) 18.yüzyılda kamusal ve özel arasında çizilen çizgi, öz olarak örneğini kozmopolit, kamusal davranışta bulan uygar talepleri, örneğini ailede bulan doğanın talepleri karşısında dengeleyen bir çizgiydi. 18. yüzyılda kamusal yaşam ile aile yaşamı arasına belirgin bir sınır çizilmiştir. 19. yüzyılda değişim başlamıştır. 19.yüzyıl boyunca aile tikel, kamusal olmayan bir alanın merkezi olmaktan giderek çıkarak, kamusal alandan daha yüksek ahlaki değerler taşıyan, salt kendi başına bir dünya, idealize edilmiş bir sığınak görüntüsü verilmektedir. Burjuva ailesi, otorite ve düzenin tehdit altında olmayan, maddi var oluşun güvenliğinin gerçek bir evlilik içi aşka eşlik ettiği ve aile üyeleri arasındaki işlere başkalarının burnunu sokmadığı bir yaşam biçimi olarak idealize edildi. Kamusal alan insan yaratımıydı, özel alan ise insanlık duru. Bir başka deyişle, kamusal alan erkeğin yaratması sonucu oluştu, özel alan ise kadının doğal olarak içinde yaşadığı, içinde bulunduğu bir alandı.” (128)

Dergi kapaklarında da 1949 yılı Şubat sayısında (sağ yukarıda) annenin çocuklarıyla ilgilendiği görüntülere yer vermektedir. Dergi kapaklarında kadın stereotipi, kamusal-özel alanlar üzerinden de inşası söz konusudur. Fotoğraflarda görülen mekanlar; Ev içi mekanlar (Özel alan), Ev dışı (Kamusal) mekanlar ve tespit edilemeyen belirsiz (kurgu) mekanlar olarak üç’e ayrılarak incelenmektedir. Ev içi alanda (özel) kadının modern, batı tipi kadın kategorilendirmesi içinde aktarıldığı görülmektedir. Bu durum araştırma da şu düzeyde tespit edilmektedir.

 Tablo 2: Dergi kapaklarında toplumsal cinsiyet stereotipleri

Yıllara göre
Ev içi (özel alan) ve Modern kadın
Kamu Alanı ve Modern kadın
Mekanın belli olmadığı(kurgu), modern kadın
Toplam
1948
3
9
12
1949
3
9
12
1950
2
 
10
12
1951
3
 
9
12
Toplam
8
3
37
48
         

Tablo 2’de de görüldüğü gibi, toplam 48 sayıdan sadece 8 kez kadının ev içi roller ve mekanlarda ele alındığı saptanmaktadır. Burada da geleneksel kadının modern kadın tipine yakınlaştırıldığı görülmektedir. Zira yemek yapan kadın da, saçları düzeltilmiş ve makyajlıdır. Mekansal olarak kadın, kamusal alan dediğimiz ev dışı alanda görüntülenmektedir. Ancak kamusal alanın çalışma hayatına ilişkin bir alan olarak saptandığını düşünmek hata olur. Araştırmada bu oran ev içi alandan daha azdır. Zira, kadın salon kadını (eğlence mekanları, balolar gibi) ya da özellikle yaz aylarında kumsalda, plajda görüntülendiği anlaşılmaktadır. Veriler 48 sayıda 37 gibi yüksek bir durumdadır.

Mekanlar kurgu mekan denilen; kamu ya da özel ayrımının izlerini taşımayan mekanlardır. Kadın stereotipleri burada da, modern, bakımlı, güzel, hayal dünyasının kadınlarıdır. Dergi kapaklarında modern kadın tipinin fiziksel ve eşya sembolizmi ile üretildiği söylenebilir. Buradan hareketle kadının fiziksel özelliklerinin ön plana çıkarıldığı, cinselliğinin vurgulandığı ileri sürülebilir. Buna göre toplumsal cinsiyete göre temsili;

Kadın;
Özel                                               Kamusal           Kurgu
Ev içinde yemek yapıyor       yok                Deniz kıyısında, boş zaman, balo
Çocuk bakımı                             yok                 Mekan belli değil, portreler
                                                                                  Balo kadını
                                                                                  Genç kız, romantik, sevgili
 Erkek;
Özel                          Kamusal            Kurgu
Yok                          Yok                      Balo erkeği
                                                                 Sevgili, romantik
 
Çocuk; Özel                          Kamusal            Kurgu
Anne ile birlikte                     yok                     belli değil

 şeklinde görülmektedir. Ancak modern ve geleneksel ayrımının fiziksel stereotiplere göre biçimlendiği de tespit edilmektedir. Michael Ryan ve Douglas Kellner’e göre temsiller içinde yer alınan kültürden de devralınmakta ve içselleştirilerek benliğin bir parçası haline getirilmektedir. Bu bakımdan bir kültüre egemen olan temsillerin üzerinde söz sahibi olmak, toplumsal iktidarın korunması açısından kritik önem taşıdığı gibi, toplumsal dönüşümler amaçlayan ilerici hareketler için de vazgeçilmez bir kaynak oluşturmaktadır (qtd in Öztürk 14). Bu nedenle dergi kapaklarında geleneksel toplumda birey stereotiplerine uymayan ancak modern ile özdeşilebilecek noktaların tespiti önem kazanmaktadır.

Buna göre, göstergeler ve özdeşim noktaları şöyledir:

Kadın stereotipleri:

Göstergeler                                       Açıklama                                           Özdeşim noktaları
Saç- Kısa/Uzun saç:     Geleneksel toplumlarda uzun saç                  Omuz hizasında saç
                                               Modern toplum kısa/omuz hizasında saç
Saç Açık/Toplu               Geleneksel’de uzun-örgü
                                               Amerika’da toplu
                                               Modern kadın’da kısa açık                                Omuz-açık (salık)
 Saç: Sarı-Siyah              Geleneksel siyah                                                    Kumral-Siyah saç
                                              Modern sarı-kumral                                      
 Ten: Beyaz-Siyah         Batı toplumları beyaz ten                                 Beyaz ten
 Biçim: Tombul-Zayıf    Geleneksel tombul                                         Zayıf
                                               Modern zayıf 
 Gülümseme                       Geleneksel’de yok                                         Gülümseme var
                                               Modern’de var
 Elbise uzun/kısa             Ev kadını uzun
                                               Çalışan kadın diz hizasında                           Diz hizasında
                                               Sevgili kısa
 Bluz askılı/açık                Geleneksel kapalı                                           Askılı-askısız-açık
                                               Modern askılı-askısız-açık
 Kol                                         Geleneksel uzun kol                                      Kısa kol
                                               Modern kadın açık kol
  Ayakkabı (topuklu-düz) Geleneksel düz ayakkabı                               Topuklu ayakkabı
                                               Modern topuklu ayakkabı
 Makyaj                                Geleneksel makyaj yok                                  Makyajlı
                                               Modern makyajlı                                          
 Mayo-Bikini                    Geleneksel mayo                                           Mayo-bikini
                                               Modern bikini
 
Yüzük                                    Geleneksel evlilik anlamında                         ev kadını yüzüklü                                        
 Modern (sevgili, genç kız)     genç kız yüzük yok                                       
Kolye                                     Geleneksel’de takı yok gibidir
Modern’de kullanımı fazladır          Kolye

 şeklindedir.

Bu araştırma da, Modern kadın stereotipi, Amerikan ve Fransız aktrislerinin görsellikleri ile sunulmaktadır. Bu kadınlar kamusal alandadırlar. Kadınlar plaj, sahil kıyısındadır ya da balo, eğlence mekanlarındadır. Örneğin, 1948 Haziran sayısında kadın deniz kenarındadır (sol yanda). Mayıs sayısı itibariyle yaza hazırlık olarak kadını plaj, kış döneminde ise genellikle ev içinde ya da balo, eğlence mekanları gibi kapalı alanlarda sunum olmaktadır. Ancak araştırmanın genelline bakıldığında kadının cinsellikle bağlantılı olarak daha çok görselliğinden yararlanıldığı anlaşılmaktadır.

Fotoğrafların orta ve yüksek sınıfa ait kadın görüntüleri ile verildiği görülmektedir. Bu yönelime götüren etken nedir sorusunun yanıtı, endüstrileşmenin boş zaman oluşturma süreçleri ve tüketime yönelik hizmet alanlarının yaratılması boyutunda karşılık bulmaktadır. Çünkü kadın dergilerinin alt sınıf kadınların sorunlarına yönelmesi çoğunlukla olmamaktadır. Orta sınıf ve üst sınıf (yüksek) hem modern kadın olma yolunda bilinçlenmeye imkan tanır, ki bunu da kadın dergilerinin içeriklerinde bulabilecektir, hem de sunulan fiziksel stereotiplerle özdeşleşebilmek için tüketecektir. Bakımlı olabilmek için kuaföre, güzel giyinebilmek için modacıya ya da  mağazalara gitmek zorundadır.

Kadın dergilerinin kadına yönelik stratejilerine bakıldığında 1900’lü yıllardan beri dergilerin adeta kadın için bir İncil niteliği taşıdığı belirtilmektedir (qtd in Marjorie 13). Dergiler, kadının nasıl rahat edebileceği, davranabileceği, nasıl özgür olabileceği gibi bilgiler taşımaktadır. Marjorie’nin Putnam’dan aktardığına göre, (qtd in Marjorie 13-14).

 “(…)erkekler günümüzde çalışan kadından değil, tembel, işsiz güçsüz (İdle wife) kadından hoşlanır hale gelmişlerdir. Kadının süsü silahıdır. Erkekler arasında kadınlarının süslü ve rahat koşullarda bulunmaları, kendi aralarında prestij meselesi durumundadır. Erkekler, en modern görünümlü kadına sahip olmanın avantajını bilmektedirler. Ancak erkekler tarafından, eldivenli, kolunda ve boynunda takılı, genç bir kadın çoğunlukla hoppa (elde tutulmayan, özgür kadın) olarak görülmektedir.” 

 Dergi kapaklarında yaratılan yönlendirmeler ile kadın, “Batılı kadın” tipine, bakımlılık, güzellik vd.gibi fiziksel özelliklerle ile değiştirmekte ve tüketim öznesi haline getirilmektedir. Fotoğraflarda, modern kadının yanında modern erkekte görülmektedir. Ancak kadın artık anne değil, burada aşk kadınıdır. Yakışıklı bir erkeğin yanında mutlu, bakımlı, şehvetli vb. görülmektedir. Erkekle birlikte kamusal alanda sevgili olarak görülen kadın, özgür kadındır ve kimi zaman erkekler tarafından da paylaşılamayandır. Örneğin, 1949 Mayıs sayısında kadın birkaç erkek tarafından beğeniyle arkasından bakılandır. Kadın, zayıf, beyaz kadın, sarı saçlı, bakımlı ve romantiktir (elinde çiçek). Erkekler modern, takım elbiseli, papyonlu-kravatlı genç-olgun erkeklerdir. Romantizm unsuru fotoğrafta ön plana çıkarılmaktadır.

Greer’e göre geleneksel aile de romantik aşk önemsizdir. Bu toplum yapısında görücü usulü, tanıştırılma, beşikten söz vb. gibi romantizme yer verilmeyen ikili ilişkilerin kurulduğu bilinmektedir(Greer 255). Önemli olan ailenin kurulması, gelecek nesli devam ettirecek çocukların bulunması (erkek), işbölümleridir. Bu durumun aksine, modern toplumlarda ilişkiler, bireysel olduklarından romantizm öğesi önemsenmektedir. Dergi kapaklarında romantizmin öğesinin işlenir olması, hem toplumsal ilişki biçimlerindeki değişimi hem de tüketim öğelerine işaret etmektedir.

Ayrıca fotoğraflarda psikolojik kodlara da açılım kazandırılmaktadır. Kadın ve erkek fotoğraflarda gülümsemektedir. Çünkü gülümseme, mutluluğu, memnuniyeti ifade etmektedir ve bu durum modern yaşantıya özdeşimi artırmaktadır. Ayrıca gülümseme öğesinde dikkatin dudaklara çekilmesinden dolayı da cinselliğin kullanımı söz konusudur.

Araştırma da, fiziksel olarak yaratılan erkek stereotiplerine bakıldığında ise;

Erkek stereotipleri:

Göstergeler                                       Açıklama                                           Özdeşim noktaları
Saç- Kısa saç:                   Geleneksel toplumlarda kısa saç           Kısa saç
                                               Modern toplum kısa saç
 Saç: Siyah/Kumral       Geleneksel siyah                                            Kumral-Siyah saç
                                               Modern kumral                                             
 Ten: Beyaz-Siyah          Batı toplumları beyaz ten                          Beyaz ten
 Saç: Bakımlı-Jöle-        Gelenekselde kullanılmaz
Briyantin kullanımlı     Modernde kullanılır                                       Bakımlı erkek (jöle)
 Biçim: Normal-Adaleli           Geleneksel Normal                            Normal-Adaleli
                                               Modern Normal/Adaleli        
 Gülümseme                     Geleneksel’de yok                                           Gülümseme var
                                               Modern’de var
 Takım Elbise                   Geleneksel erkekte yok
                                               Modern erkek takım elbise giyer            Takım elbiseli
 Kravat                               Geleneksel erkekte yok
                                               Modern erkek kullanır                                 Kravatlı
 Papyon                              Geleneksel erkek kullanmaz  
                                               Modern erkek kullanır                                 Papyonlu
 Ayakkabı (topuklu-düz)         Geleneksel düz ayakkabı                Topuklu ayakkabı
                                               Modern topuklu ayakkabı

 görülmektedir. Ya da 1951 Aralık sayısında kadın (sağda) bir erkeğin kolları arasındadır. Romantiktir, sevgilidir. Cinsel nesne olarak araştırmanın son sayısında (1951) çok kez kapaklara çıkartılmaktadır. Kadın hayal dünyasına çekilerek, gerçeklikten koparılmakta, özdeşim yaratılmaktadır. 1951’e gelindiğinde kadın bedeninin ön plana çıkarıldığı görülmektedir ve beden sosyolojisi açısından bakıldığında şu tespitleri yapmak gereklidir(Işık 153-163); “a. Modern toplumda sağlıklı ve güçlü beden yapılarına ihtiyaç duyulmaktadır, b. İç beden hem sosyal hem de bireysel alışkanlıkların etkisindedir bu etkilenim aynı zamanda dış bedenle de ilişkilidir, ondan ayrılamaz, c.  Modern toplumlarda Foucault’un da belirttiği gibi (qtd inIşık 153-163) biyo-politikaları söz konusudur, d. Dış beden, belirli ekonomik, politik, sosyal süreçler ve etkiler bağlamında şekillenmektedir, e. Tüketim ve beden ilişkisinde, dış beden öncelikli olarak kadın bedeni üzerinden tükettirilmektedir.

Buradan hareketle kadının dış bedeninin tüketim nesnesi haline dönüştürülmesi, hem modernleşme içinde beden projeleri ile hem de ekonomik, politik, kültürel projeler ile sıkı bağlantısı olmaktadır. Dergi kapaklarında da  bedene ilişkin değişim görülmektedir.

SONUÇ

Modernleşme projesi ekonomik, politik, kültürel açılımlar ve yönlendirmeler ile, “yeni insan” tipinin batı değerleri ile şekillenmesini sağlamaktadır. Kadın da bu yönlendirmeler aracılığıyla “batılı değerleri taşıyan” kadın stereotipleri ile biçimlendirilmektedir. Modernleşme projesi içinde kitle iletişim araçlarının rolü bulunmaktadır.

1900’lü yıllarda Batı’da kadın dergileri, kadınlar için “adeta incildi” denilmektedir. (Marjorie 13). Kısacası, bu dergiler bilgilendiren, eğiten, eğlendiren, rahatlatan ve tükettiren birer araçtılar ve kadınlar bu dergileri sorgulamadan, beğeniyle tükettiler. Batı’da kadın dergilerinin bu derece etkin olması, kadınların beğenileri, hakları, gelişen teknoloji vs. ile şekillenmiş dergiler için doğal iken, Türkiye’de modern Batılı kadın tipi, güdümlü olarak dergilerde sunulmaktadır. Aile, kadın ve erkek kimlikleri, Batılı değerlerini benimseyen bir çizgide biçimlediği anlaşılmaktadır.

 KAYNAKÇA

  • Durakan, M. Yaşar. “1960’lara dergiler ‘Yön’ verdi”, 2003. http://www.aksiyon.com.tr/
  • Çatalcalı, A. and Nimet Önür. “Cumhuriyet Kadınının İnşasında Dergilerin Önemi”. Medyanın Manipülasyon Gücü. Eskişehir: Anadolu Üniv, 2001.
  • Eisenstadt, S.N. Modernization : Protest and Change. New Jersey: Prentice Hall Inc, Englewood Cliffs, 1966.
  • Erdoğan, İrfan, and Korkmaz Alemdar. Öteki Kuram: Kitle İletişimine Yaklaşımların Tarihsel ve Eleştirel Bir Değerlendirmesi. Ankara: Erk, 2002.
  • Giddens, Anthony. Sosyoloji. Ed. Hüseyin Özel and Cemal Güzel. Ankara: Ayraç, 2000.
  • Greer, G. Cinselliği Biten Kadın. Trans. Selma Erseven. Ankara: Doruk, 1997.
  • Harlak, Hacer. “Çeşitli Turistlere İlişkin Bilişsel Kategoriler ya da Kişisel Yapılar”, EÜ Psikoloji Semineri Dergisi, (1993): İzmir: EÜ
  • Harlak, Hacer. “Toplumumuzun Değişik Kesimlerinde Çeşitli Milletlere Yönelik Stereotiplerin İncelenmesi”. İzmir: Diss. of EÜ, 1998.
  • Hinton, P.R. Stereotypes, Cognition and Culture. USA: Psychology Press, 2000.
  • Işık, E. Beden ve Toplum Kuramı. İstanbul: Bağlam, 1998.
  • Marjorie, Rosen. Women, Movies and The American Dream Popcorn Venüs. New York: Avon, 1974.
  • Meşe, Gülgün. Sosyal Kimlik ve Yaşam Stilleri. İzmir: EÜ, 1999.
  • Moscovici, S. “The Phenomenon of Social Representations, Ed. R. M. Farr and S.Moscovici, Social Represantions, London: Cambridge, 1984.
  • Övgün, M. İbrahim, Sosyal Temsiller ve Bellek, İzmir: EÜ, 1994.
  • Öztürk, S. Ruken. Sinemada Kadın Olmak. İstanbul: Alan, 2000.
  • Rogers. E.  Diffusion of Innovation. London: Free Pres, 1985.
  • Timisi, Nilüfer. “Enformasyon Toplumu İnternet ve Demokratik İletişim”. Eskişehir: Anadolu, 2001.
  • Kongar, Emre. İmparatorluktan Günümüze Türkiye’nin Toplumsal Yapısı. İstanbul: Remzi, 1997.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: